| Anlatım Biçimleri test soruları 2 |
|
|
|
| DİL VE ANLATIM - Dil ve Anlatım genel | ||
|
1. Aşağıdakilerden hangisinde bir kavram ona bağlı karşıtlıklar söylenerek belirginleştirilmiştir? A) Tiyatro bir toplumun aynasıdır; bakmasını bilen herkes, orada kendini seyreder. B) Sanat yapıtının iyisi, yaşamadıklarımızı yaşatır; kötüsü ise eğlendirir. C) Tiyatro, iç yanması ve gözyaşı; kahkaha ve çiçeklenme okuludur. D) Türk şiir geleneği, yetkinliğini kanıtlamış ustaların armağanıdır. E) Yunus, Nazım ve ötekiler olağanüstü özellikleriyle şiirimize damgalarını vurmuşlardır.
2. "İnsanların tüm mutlulukları ve acıları, eylem biçiminde belirir." demiş, Aristoteles. Biz, bunun böyle olmadığını düşünüyoruz. Bize göre, mutluluğun ve mutsuzluğun asıl yeri, her birimizin için için yaşadığı, ancak kişileri yoluyla romancıya açık olan gizli yaşamdır. Gizli yaşam, dıştan bakınca hiçbir belirti göstermeyen yaşamdır; yoksa pek çok insanın sandığı gibi, ağızdan gelişigüzel çıkan bir sözün, bir iç çekmenin dışa vurduğu yaşam değil. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur? A) Konuyu tartışma içinde sunma B) Kanıları öne çıkarma C) Açıklayıcı anlatım yolunu seçme D) Benzetmeden yararlanma E) Tanımlamaya yer verme
3. Edebiyat, her şeyden önce bir söz ustalığıdır. Bu bakımdan dil, yalnız romanın değil, bütün edebiyat dallarının temel öğesidir. Bir çiftçi için toprak, marangoz için kereste, demirci için demir neyse, edebiyatçı için de dil odur. Bu gerçeği H. Rahmi şöyle dile getirmiştir: "Edebiyat, amacına doğru yükselmek için çırpacağı kanatlarının gücünü, dilden alacaktır." Bu parçanın anlatımında, aşağıdakilerin hangisine başvurulmamıştır ? A) Açıklamaya B) Örneklemeye C) Tanık göstermeye D) Tanımlamaya E) İlgi kurmaya
4. Öykü, özellikle seçilmiş bir hedefe fırlatılan ok gibidir. Gerilimi, hızı bellidir. Bu yüzden, ilk cümleyle yola iyi çıkılmazsa öykü hedefini şaşırır. Onu, sonradan hedefe doğrultmak da olanaksızlaşır. Oysa roman bir dantel gibidir; ayrıntı ayrıntı örülerek yazılır ve daha kolaydır. Bu parçanın yazarı, düşüncesini geliştirmek için aşağıda kilerin hangilerine başvurmuştur? A) Benzetme - tanımlama B) Örneklendirme - karşılaştırma C) Tanımlama - tanık gösterme D) Örneklendirme - betimleme E) Karşılaştırma – benzetme
5. . "Kurtuluş" filmi, savaş konusunun ağırlıkta olduğu bir yapımdır. (I) Konusu doğrultusunda savaş sahnelerine özel bir önem verilmiştir. (II) Gerek dekor ayrıntıları gerekse insan malzemesi açısından hiçbir çabadan kaçınılmamıştır. (III) Gelgelelim bütün bunlar, önemli bir eksikliği gidermeye yetmemiştir. (IV) Kitlesel savaş sahneleri içinde yer yer bireysel doruk noktaları oluşturulamamıştır. (V) Bir sivil ile bir askerin kısacık bir karşılaşmasında, bir kişinin yüz çizgileri ya da iç monologunda savaş anlamlandırılamamıştır. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde, sözü edilen filmde görülen eksiklik örneklendirilmiştir? A)l. B) II. O) III. D) IV. E) V.
6. Gözüm, gözlerden kıskanır şirin yüzünü, Ürkek sevdalar yazarsın güncelere. Gücüm yetmez anlatmaya özünü, Teni gül kokan, küskün naz çiçeğim! Bu dizelerde aşağıda kilerin hangisinden yararlanılmamıştır? A) Benzetmelerden B) Görsel öğelerden C) Kişileştirmeden D) Nitelik bildiren sıfatlardan E) Koklama duyusundan
7. Magazin dergileri, gündelik hayattan kaçışı sağlar gibi görünse de sonuçta, insanı yeniden dosdoğru gündelik hayatın içine atar. Bu özelliğiyle lastikle kaplanmış bir duvar gibidir. Kendisine atılanı, yumuşak inişle, geldiği yere gönderir; ama bir değişiklik olmuş yanılgısı da yaratır. Serüveni kalmamış insanlara hayali serüvenler yaşatır. Bu sözleri söyleyen yazarın amacı, aşağıdakilerden hangisi alabilir? A) Görüntü oluşturmak B) Kanıları değiştirmek C) Olay içinde yaşatmak D) İzlenim kazandırmak E) Düş gücünü kamçılamak
8. Köşe yazarlığı hem çok kolaydır hem de çok zordur. Öyle bir an gelir ki sana ayrılan köşe ya çok büyür, ya da çok küçülür. Yazacağın konuda donanımlı ve birikimli değilsen, köşedeki boşluk büyüdükçe büyür, kocaman bir beyazlığa dönüşür. Eğer o konuda kafan ve yüreğin dopdoluysa, bu boşluk küçüldükçe küçülür; yetmez olur. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır? A) Açıklama B) Karşılaştırma C) Öyküleme D) Betimleme E) Tartışma
9. Adam, bahçenin kenarındaki tulumbaya yaklaştı. İşliğinin yakasını açtı. Kollarını sıvadı. Kasketini duvardaki çiviye astı. Onu gören karısı, kucağındaki yün yumağını atıp elinde havluyla kocasının yanına geldi ve "Çekeyim tulumbayı." dedi. Bu parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir? A) Betimleme B) Öyküleme C) Tartışma D) Açıklama E) Kanıtlama
10. "Dil doğal gelişimine bırakılmalıdır." görüşü, oldukça tehlikelidir. Tehlikesi, bu görüşün ilk anda çok doğru görünmesidir. Oysa, yanıltıcıdır bu. Dil bilincinin oluşmadığı dönemlerde, gerçekten de "kendiliğinden" diye nitelenebilecek bir gelişim olmuştur. Ancak, dil sorunu bir kez ortaya atıldıktan sonra "işi oluruna bırakma" söz konusu değildir. Türkiye'de her aydın, kalemi eline aldığı anda dil kavgasında yerini alır. "Millet" yerine "ulus" ya da "ulus" yerine "millet" diyen birinin, dil konusunda yansız olduğu düşünülebilir mi? Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır? A) Açıklama B) Betimleme C) Öyküleme D) Tartışma E) Örnekleme
11. Kocaman bir kuş, kanatlarıyla gökyüzünü arşınlıyordu. Tüylerinin renklerinde yansıyan akşam güneşinin ayrışımlarıyla renkleniyordu gökyüzü. Sürekli değişen motiflerden dokunmuş bir koca kilimdi kanatları. Her dönüşünde biraz daha alçalıyordu. Ve birden geriverdiği kanatlarıyla gökyüzünü iz iz yarıp uzaklaştı. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangilerine başvurulmuştur? A) Öyküleme - örneklendirme B) Açıklama - betimleme C) Betimleme - öyküleme D) Öyküleme - karşılaştırma E) Benzetme – tartışma
12. Ressam, bir elinde sehpası, öbür elinde boya kutusu ile rıhtımın sağına soluna bakındı. Dün akşam Haliç üzerinde batmakta olan güneşin arkadan vurarak yelkenlerini sırmalı gibi parlattığı, yassı ve alçak kömür kayıkları, şimdi kuşluk vaktinin göz kamaştırıcı aydınlığı içinde pek kirli suratlı, hırpani, asıl durumlarına pek yakın bir görünüm içindeydi. Bu parçada, aşağıdaki anlatım biçimlerinden hangileri örneklendirilmiştir? A) Öyküleme - tartışma B) Açıklama - öyküleme C) Tartışma - betimleme D) Tartışma - açıklama E) Öyküleme – betimleme
13. Ağız kuruluğunu gidermek için yanında taşıdığı limondan bir parça emdi. İçi yanıyordu. Dudakları, ağzı kupkuruydu. Günlerdir şöyle doya doya ne yedi, ne içti. Birkaç lokmayı bile güçlükle yutabiliyordu. Sabah, incecik bir dilim ekmeğe azıcık bal, bütün yediği buydu. Yarım bardak çayı bile içemedi. Her şey tadını yitirmişti sanki. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur? A) Öyküleyici anlatımdan yararlanma B) Tatma duyusundan yararlanma C) Görsel öğelerden yararlanma D) Sıfatlardan yararlanma E) İşitsel öğelerden yararlanma
14. Bozdağ yönünden bir bulut büyüyerek, karararak geliyordu. Köylüler, buluta benzemeyen bu kara yığına bakıyordu. Herkes, ırmağın kıyısına toplanmıştı. Yüreklerini korku sarmıştı. Karanlık bulutu geldi, dağın doruğuna sıvandı. Bir süre orada döndü durdu. Dağdan, tuhaf uğultular, birtakım sesler geliyordu. Kırlangıçlar, ansızın başlayan, yoğun bir yağmur gibi köyün içine indi kalktı. Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez? A) Duyulara seslendirilmiştir. B) Benzetmeden yararlanılmıştır. C) Okura bilgi verme amaçlanmıştır. D) Dış dünyayla ilgili izlenimler yansıtılmıştır. E) Eylemler oluş sırasına göre verilmiştir.
15. Erzurum'a varır varmaz, sıfırın altında, pırıltılı bir soğuk karşılıyor bizi. Soğuğun dayanılmaz etkisiyle terminalin çevresindeki sokak lambaları parçalanmış gibi. İnsanların iliklerine biriktirdikleri ne kadar sıcak varsa hepsi çekip gitmiş. Erzurum, dişlerini birbirine tak tak vuruyor. Bu parçanın anlatımında aşağıdaki yalların hangisine başvurulmamıştır? A) Sıfatlardan yararlanma B) Kişileştirme sanatına başvurma C) Ad aktarmasına yer verme D) Kişisel duyguları belirtme E) Örneklen d irmelere başvurma 16. Bu sanatçının yapıtlarında, toplumun büyük kesiminin yaşama koşulları, özlemleri, sevinçleri, acıları usta bir fotoğrafçı gözüyle çekilen fotoğraflar gibi eksiksiz yansıtılmıştır. Onun yapıtları, ışık düzeni iyi ayarlanmış, perspektifi yerinde bir fotoğraf gibidir. Aşağıdakilerden hangisi, parçada, yapıtlarından söz edilen sanatçının anlatım özelliğine örnek gösterilebilir? A) Bu yazarın hiçbir eserini beğenmediğimi daha önce de söylemiştim. B) Yazar, ilk yapıtıyla bende büyük bir hayranlık uyandırmıştı; ama yanılmışım. C) Özdemir Asaf'ın şiirlerinde insanı çarpan, hayal dünyasına sürükleyen bir şeyler var. D) Cahit Sıtkı, Otuzbeş Yaş şiirinde: "Dante gibi ortasın dayız ömrün." diyor. E) Çeviri yapıtları sevemiyorum; çünkü onlar, anadilimin tadını vermiyor bana.
17. (I) Toroslar'ın, gökyüzüne yükselen en üst sınırı, Pozantı arkasında ortaya çıkar. (II) Gökyüzünün kuzey ufkuna doğru bir şahin gagası gibi yükselir, 3583 metreye ulaşarak "Medetsiz Tepesi" adını alır. (III) Karla kaplı doruğun şiddetli rüzgârı, ayazı canlıları yakar kavurur. (IV) Beyaz yatağından hiç kalkmayan karlarla buzulların soğuttuğu o dorukların taşı toprağı hiç güneş görmez. (V) Ay ise, yoğun bulutların arasından başını uzatarak ara sıra gülüm sem ekle yetinir. Bu parçanın hangi cümlelerinde, sanatlı söyleyişe yer verilmiştir? A) I. ileli. B) II. ile IV. C) III. ile IV. D) IV. ile V. E) II. ile V.
18. Bir sanatçıyı anlamak kolay değildir. Evet, duygulanırız, coşkuya kapılırız, ağlarız; ama bunlar bizim bir sanat yapıtını, bir sanatçıyı anladığımızı göstermez tam olarak. Sanatçı ne demek istiyordu, biz neyi anladık? Bu soru, çoğunlukla yanıtsız kalır. Shakespeare'in hâlâ yorumlanması, onu tümüyle anlayamadığımızı göstermiyor mu? Bu parça için aşağıdakilerden hangisi söylenemez? A) Kişisel düşüncelere yer verilmiştir. B) Anılardan yararlanılmıştır. C) Örneklendirme yoluyla, düşüncenin inandırıcılığı sağlanmıştır. D) Konuşma havası içinde yazılmıştır. E) Anlatılmak istenen, soru yoluyla pekiştirilmiştir.
19. Muradiye'de, yıkılmaya yüz tutmuş, eski bir evin önünde onu bekliyorum. Çevrede iki turistle benden başka kimse yok. Öğle sıcağı insanın tenine yapışıyor. Nem, yüreğimden damlıyor. Bir gün önce içtiğimiz portakal suyunun serinliği geliyor aklıma. Köşedeki büfeye yön eliyorum. Karşımdan, gülüşünde sakladığı bin bir renkli kır çiçekleriyle, onun geldiğini görüyorum. Merhaba, seni çok özledim, diyerek elimi uzatıyorum. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur? A) Duygulara yer verme B) Öyküleyici anlatımdan yararlanma C) Örneklendirmelerden yararlanma D) Görsel öğelere yer verme E) Seslenmeden yararlanma
20. Bu büyük bahçede, üzümleri toplanmış asmalar küsmüş gibi duruyor. Sessiz korkulukların geniş kenarlı şapkaları tepelerinde sallanmakta. Sonlarını bekleyen bitkilerin kaygılı dünyası. Kenarlarda yemyeşil dikenler; toprakta belli belirsiz bir hüzün soluğu... Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez? A) Gözlemlerden yararlanılmıştır. B) Kapalı eğretilemelere yer verilmiştir. C) Bitirilmemiş cümleler kullanılmıştır. D) Betimleyici öğeler kullanılmıştır. E) Doğaya özgü nitelikler insana uygulanmıştır.
21. Sevilen ya da nefret edilen sözcükler değil; insan, yaşam ve dünyadır. Gerçek yazar, dile egemen olmaya çalışırken sözcükleri unutur; doğrudan varlıkla, yaşamla, dünyayla uğraşır. Daha doğrusu dili kullanırken, dürbünle dünyayı seyreden biri gibi dikkatini sözcüklere değil, varlığa çevirir. Böyle yapmazsa, dünya yerine dürbünün kendisini seyrede e. Bu parçada, aşağıdaki düşünceyi geliştime yollarından özellikle hangisine başvurmuştur? A) Benzetmeye B) Karşılaştırmaya C) Örneklendirmeye D) Tanımlamaya E) Tanık göstermeye
|