|
EDEBİ SANATLAR Anlatımı güçlendirmek ve zenginleştirmek, söyleyişe güzellik katmak için başvurulan söz ve anlam oyunlarına edebi sanatlar diyoruz. Edebi sanatların en çok kullanılanlarını örneklerle açıklayalım: 1. MECAZ (DEĞİŞMECE) Kelimeleri veya kelime gruplarını bilinen anlamdan başka anlamda kullanmaya mecaz denir. Bize karşı neden soğuk davrandığınızı anlayamadık. 2. MECAZ- I MÜRSEL (DÜZDEĞİŞMECE) Bir sözün benzetme amacı güdülmeden başka bir söz yerine kullanılmasına mecaz-ı mürsel denir. Şehir uykudaydı. Türkiye ayağa kalktı. Necip Fazıl'ı okudun mu? Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl. Hava soğudu, sobayı yakalım. Peyami Safa kalemiyle geçinen bir yazardır. Usta raketler İstanbul'a geldi. 1. TEŞBİH (BENZETME) Aralarında ilgi kurulabilen iki kavramdan ilgili oldukları konuda zayıf olanı güçlü olana benzetmeye denir. Teşbihte dört unsur bulunur: Aslan gibi kuvvetli asker. Aslan: Kendisine benzetilen Asker: Benzeyen Gibi: Benzetme edatı Kuvvetli: Benzetme yönü Ah bu türküler, köy türküleri, Ana sütü gibi candan, Ana sütü gibi temiz (B. R. Eyüboğlu) Sular öyle temiz ki, annemin yüzü gibi. Şenyuva apartmanı bodrum katı Kutu gibi bir dairede otururlar (O. Veli) Yollar, köyleri saran eskimiş çerçeveler. (Sabri Esat Siyavuşgil) Selviler içinde bir alev Emirsultan (Ö. Bedrettin Uşaklı)
2. İSTİARE (EĞRETİLEME) Temel öğelerinden (benzeyen ve kendisine benzetilen) sadece biri söylenerek yapılan istiareye denir. Kendisine benzetilen bulunur, benzeyen bulunmazsa açık istiare; benzeyen bulunur, kendisine benzetilen yer almazsa kapalı istiare olur. İki kapılı bir handa Gidiyorum gündüz gece Can kafeste durmaz uçar Dünya bir han konan göçer Yuvayı dişi kuş yapar. Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl Gün bitti, ağaçta neşe söndü. Ey Fuzulî ol sanem efganına rahm eylemez Daşa benzer gönül tesir eylemez efgan ana TEMSİL-İ İSTİARE: Benzetmenin iki temel unsurlarından yalnızca biriyle bir benzerlik yerine daha çok benzerlik kurularak yapılan istiarelere denir. 3. TEŞHİS ve İNTAK: İnsan dışındaki canlı veya cansız varlıklara insan benliği vererek onları insan gibi düşündürüp duygulandırma sanatına teşhis (kişileştirme) denir. Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl İNTAK: İnsan dışındaki canlı veya cansız varlıkların insan gibi konuşturulması sanatına intak denir. Akıl ersin, ermesin sevdama Senden yanayım, dedi yeşeren dal, senden yana. 6. KİNAYE: (DEĞİNMECE) Bir sözün, benzetme amacı güdülmeden hem gerçek hem de mecaz anlamı düşündürecek biçimde kullanılmasına kinâye denir. Kinâyede asıl kastedilen mecaz anlamdır. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Taş bağırlı dağlar yolumuzu kesti. 7. TARİZ (SİTEM, İĞNELEME) Alay etmek, iğnelemek, şikayet ve sitemde bulunmak maksadıyla bir sözün söylenen manasının tam tersini kast etmeye tariz denir. Bir gün genç şairlerden biri Yahya Kemal2e bütün şiirlerini okuduktan sonra "Hangilerini beğendiniz?" diye sorar. Yahya Kemal, "Henüz okumadıklarınızı . der. Vermedi ablukada şan-ı donanmaya halel İngiliz devletine olsa sezadır amiral 8. TEZAT (KARŞITLIK) Aynı varlığın, olayın, durumun...birbirine zıt iki yönünü bir arada belirtmeye ya da birbirine zıt kavramlar arasında ilgi kurmaya tezat denir. Ne efsûnkâr imişsin âh ey dîdâr-ı hürriyet Esîr- i aşkın olduk gerçi kurtulduk esaretten Ağlarım hatıra geldikçe gülüştüklerimiz. Boğaz gümüş bir mangal kaynatır serinliği Çamlıca'da yerdedir göklerin derinliği TEVRİYE (İKİ ANLAMLILIK) Birden çok gerçek anlamlı bir sözü herkesçe bilinen yakın anlamını değil de uzak anlamını kastederek kullanmaya tevriye denir. Uyarı: Tevriyede kullanılan sözlerin iki anlamı da gerçek anlamdır. Tevriyede mecaz yoktur. Bu yönüyle kinayeden ayrılır. Bu kadar letafet çünkü sende var Beyaz gerdanında bir ben gerek Âvazeyi bu aleme Dâvut gibi Sal Bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş MÜBALAĞA (ABARTMA) Bir olayı, durumu ya da gerçeği, olduğundan çok büyük ya da küçük göstererek anlatmaya abartma denir. Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer O ne müthiş tipidir, savrulur enkaz ı beşer Merkez-i hâke atsalar da bizi Kürre-i arzı patlatır çıkarız HÜSN-i TALİL (GÜZEL NEDEN BULMA) Bir olayın ya da olgunun gerçek etkilerini bir yana bırakıp onu hoşa gidecek bir nedenle açıklamaya hüsn-i talil denir. Sen yoksun hiçbir şey yok Güneşi,n rengi Ağustos yıldızlarının sıcaklığı Karanfil kokusu Müzeyyen oldu reyahin bezendi bağ-ı çemen Meğer ki bağa haber geldi yardan bu gece TENASÜP (UYGUNLUK) Anlamca birbiriyle ilgili kelimeleri bir arada kullanma sanatıdır. Suya versün bâğbân gülzârı zahmet çekmesün Bir gül açılmaz yüzün tek verse bin gülzâre su TECAHÜL-İ ÂRİF (BİLMEZLİKTEN GELME) Bir anlam inceliği oluşturmak ya da nükte yapmak için şairin, çok iyi bildiği bir şeyi bilmiyor görünerek söz söylemesine denir. Şair, tecahül-i ârif yaparken çoğu kez mübalağa ve istifham sanatlarından yararlanır. Altında mı üstünde midir cennet-i âlâ Elhak bu ne hâlet bu ne hoş âb u hevâdır İSTİFHAM (SORU SORMA) Cevap bekleme amacı gütmeden duyguyu ve anlamı güçlendirmek için sözü soru biçimin de yöneltmeye istifham denir. Bana kara diyen dilber Gözlerin kara değil mi Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda (Mehmet Akif Ersoy) TELMİH (HATIRLATMA) Söz arasında herkesçe bilinen geçmişteki bir olaya, ünlü bir kişiye bir inanca işaret etmeye, onu hatırlatmaya telmih denir. Ey dost senin yoluna Canım vereyim Mevla Aşkını komayayın Oda gireyim Mevla (Yunus Emre) LEFF Ü NEŞR (SIRALI AÇIKAMA) Genellikle bir beyit içinde, birinci mısrada birkaç şeyi anlattıktan sonra, ikinci mısrada bunlarla ilgili benzerlik ve zıtlıkları belirtmeye leff ü neşr denir. Bu sanat ilk mısrada söylenenlerin ikinci mısrada açıklanışına göre ikiye ayrılır: Düzenli Leff ü Neşr: Bârân değil, şafak değil, ebr-i seher değil Göz yaşıdır, ciğer kanıdır, dûd-ı âhdır Sen bana en sadık arkadaştın Gönlümde ateştin gözümde yaştın Ne diye tutuştun ne diye taştın Beni kıskandırıp durmalı mıydın Düzensiz Leff ü Neşr: Deli eder insanı bu deniz bu gökyüzü Göz kırpar yıldızlar, türkü söyler balıklar TEDRİC (DERECELEME) Bir düşünceyi derece derece yükselten veya indiren bir düzen içinde sıralamaya tedric denir. Yükselen dereceleme: Geçsin günler, haftalar, aylar, mevsimler,yıllar Zaman sanki bir rüzgâr ve bir su gibi aksın Alçalan dereceleme: İki asker mızrak mızrağa, kılıç kılıca, hançer hançere vuruşmaya başladılar. TEKRİR (TEKRARLAMA) Anlatımın etkisini güçlendirmek için bir kelimeyi veya kelime grubunu art arda tekrarlamaya tekrir denir. Bu yağmur, bu yağmur, bu kıldan ince Öpüşten yumuşak yağan bu yağmur Bu yağmur, bu yağmur bir gün dinince Aynalar yüzümüzü tanımaz olur. (Necip Fazıl) Beni bende demen bende degülem Bir ben vardır bende benden içerü RÜCU (GERİYE DÖNÜŞ) Bir düşünceyi daha iyi anlatmak için söylenen sözden döner gibi davranmaya rücu denir. Alnın bir sitare-i nev yok bir âfitab Erbâb-ı teşaür çoğalıp şair azaldı Yok öyle değil, şairin ancak adı kaldı KAT' (KESME) Sözü, etkiyi artırmak amacıyla, arkası kendiliğinden anlaşılacağı ve susmanın söylemekten etkili olacağı bir noktada kesmeye kat' denir. Bu dağın çilesi dolmaz Bu dağın çiçeği solmaz Bu dağ bir... Sus şair, Hepsini demek olmaz! (Halde Nusret) Ey kimsesiz, âvâre çocuklar... Hele sizler, hele sizler... (T. Fikret) |