REKLAM

AddThis Social Bookmark Button
TANZİMAT EDEBİYATI 1. VE 2. DÖNEM ÖZELLİKLERİ PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
TÜRK EDEBİYATI - Tanzimat Edebiyatı

BATI ETKİSİNDE TÜRK EDEBİYATI

XI. yüzyıldan başlayarak İslam uygarlığının içinde biçimlenen Türk kültür dünyası, 19. yüzyılın ortala­rında Batı uygarlığının etkisiyle yeni bir değişim sü­recine girer. Toplumun hemen her alanında görü­len Batılaşma çabaları, çok geçmeden edebiyatta da ilk ürünlerini verir. Bu ilk ürünlerini verdiği Tanzi­mat döneminde Batı etkisi, daha çok duygu ve dü­şünce alanında kendisini gösterir, yeni duygu ve düşünceler, şiirde Divan edebiyatının kalıplarıyla anlatılır. Batı'dan alınan roman, hikâye, tiyatro, eleştiri... gibi düzyazı türlerinde ise teknik açıdan fazla başarılı olunamaz. Edebiyatımızın hem biçim, hem içerik açısından Batılı bir görünüm kazanma­sı ancak Servet-i Fünun döneminde gerçekleşir.

TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATI (1860 - 1896)

GENEL ÖZELLİKLER

1839 yılı Osmanlı İmpa­ratorluğunun Batı uygarlı­ğı ile olan ilişkilerinde bir dönüm noktası olur. Sad­razam Mustafa Reşit Pa­şa tarafından ilan edilen Tanzimat Fermanı, Lale Devri'nden bu yana görülen kimi yenileşme hare­ketlerine büyük bir hız kazandırır. Batı kültürünü tanımak ve bu kültürünün değerlerini benimse­mek, bu tarihten sonra Türk toplumundaki yeni­leşme hareketlerinin en büyük itici gücü haline gelir. Fakat Batılaşma çabalarının karşısında di­renen bir geleneğin olması, toplumsal yaşamda uzun yıllar sürecek bir ikiliğin doğmasına yol açar. Tanzimat dönemi bu ikiliğin, yani eski yeni çatışmasının en yoğun bir biçimde yaşandığı bir dönem olur. Aynı durum edebiyatta da görülür ve Tanzimat edebiyatçılarının özellikle Fransız ede­biyatını örnek alarak kurmak istedikleri yeni Türk edebiyatı, hem Divan edebiyatından hem Batı edebiyatından gelen öğelerle biçimlenir.

HAZIRLIK DÖNEMİ (1839 - I860)

|Bu dönemde Batı dillerinin öğretildiği Tercüme Odası'nın ve Darülfünun'da (üniversite) okutula­cak ders kitaplarının hazırlandığı Encümen-i Daniş'in etkinlikleri görülür.

1831'de devlet gazetesi olarak çıkarılan Takvim-i Vakayi'den sonra 1840'da yarı resmi Ceride-i Havadis'in yayımlanması Batı'ya açılan pencere­yi genişletir.

Akif Paşa, Ethem Pertev Paşa, Münif Paşa, Sadullah Paşa, Yusuf Kamil Paşa gibi sanatçılar özellikle çeviri çalışmalarıyla Tanzimat edebiyatı­na zemin hazırlarlar.



BİRİNCİ DONEMİN GENEL ÖZELLİKLERİ (1860 - 1876)

1. 1860'ta Şinasi'nin Agâh Efendi ile çıkardığı ilk özel Türk gazetesi olan Tercüman-ı Ahval'in yayı­na başlaması Tanzimat edebiyatının da başlangı­cını oluşturur.

2. Bu dönemin başlıca sanatçıları Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Mithat Efendi, Ahmet Vefik Paşa, Ali Bey, Ahmet Cevdet Paşa'dır.

3. Sanatçılar bir aydın sorumluluğuyla Osmanlı İmparatorluğu'nun sorunları ile yakından ilgilenmiş­ler, devletin kurtuluşunu genellikle mutlakıyetten meşrutiyete geçme idealine bağlamışlardır. Bu amaçla halka seslenmiş, Batı kültürünü halka ta­nıtmaya ve bu uygarlığın değerlerini topluma be­nimsetmeye çalışmışlardır.

4. Genel olarak "sanat toplum içindir" anlayışının benimsendiği görülür.

5. Dilde sadeleşmenin ilk adımları bu dönemde atıl­mış; fakat bu konuda istenen ölçüde başarılı olu­namamıştır. Tüm sanatçılarla savunulan dilde sa­deleşme düşüncesi, Şinasi ve Ahmet Mithat Efendi dışında uygulamaya pek geçirilememiştir.

6. Roman, hikâye, tiyatro, eleştiri, makale gibi Batı edebiyatından alınan türler ilk defa bu dönemde edebiyatımıza girmiştir.

7. Fransız İhtilali'nin etkisiyle hürriyet, eşitlik, adalet gibi kavramlar şiire girmiş; şiirin konu alanı geniş­lemiştir.

8. Şiirde Divan edebiyatında pek görülmeyen konu bütünlüğüne önem verilmiş, parça güzelliği yeri­ne bütün güzelliği amaçlanmıştır.

9. Divan edebiyatından gelen kaside, gazel, murab­ba, terkibibent... gibi nazım biçimlerinin kullanıl­masına devam edilmiştir. Aruz geleneği sürdürül­müş; hece ölçüsünün Türklerin ulusal ölçüsü olduğu savunulsa da heceyle yazılan şiirler birkaç denemeden öteye gitmemiştir. Nazım birimi ola­rak daha çok beyit kullanılmıştır.

10. Sanatçılar en çok romantizm akımından etkilen­mişlerdir. (Şinasi ve A.Vefik Paşa klasisizm'den etkilenmişlerdir.)



İKİNCİ DÖNEMİN GENEL ÖZELLİKLERİ (1876 - 1896)

*II. Abdülhamit'in Meclis-i Mebusan'ı kapattıktan sonra aydınlar üzerinde kurduğu baskı, "toplum için sanat" anlayışının Tanzimat'ın ikinci döne­minde sona ermesine yol açmıştır. Bu dönemde ortaya çıkan ikinci kuşak sanatçıları 1896'ya ka­dar Tanzimat ruhunu "sanat için sanat" anlayışıy­la sürdürmüşler ve bu tarihte doğan Servet-i Fünun topluluğuna zemin hazırlamışlardır.

1- Birinci dönemde savunulan ve kısmen de ol­sa uygulanan dilde sadeleşme düşüncesi ikinci dönemde ihmal edilmiş ve unutulmuş, bu yüzden Arapça-Farsça kelimeler yeniden çoğalmıştır.

2. Toplumla ilgili duygu ve düşüncelerin yerini ki­şisel duygu ve düşünceler almış; biçimsel ye­nilikler, teknik ve estetik açıdan yenileşme ça­baları sürmüştür.

3. Romantizm akımının yanında realizm ve natüralizm akımları da etkili olmaya başlamıştır.

4. Birinci dönem şairleri gibi bu dönem şairleri de heceyle yazdıkları birkaç şiir dışında genel olarak aruzu kullanmışlardır.

5. Divan şiiri nazım biçimlerinden uzaklaşılmaya başlanmış, Batı'dan alınan nazım biçimlerinin ilk örnekleri bu dönemde görülmüştür.

6. Roman ve hikâye alanında ilk döneme göre estetik bakımdan daha olgun ürünler verilmiş­tir.

7. Birinci dönemde halka ulaşmanın en etkili yol­ları olan tiyatro ve gazete, gücünü yitirmiş; oyunlar genellikle okunmak üzere yazılmış, dergicilik önem kazanmıştır.

8. Bu dönemin başlıca sanatçıları Recaizade Mahmut Ekrem, Sami Paşazade Sezai, Abdülhak Hamit Tarhan, Şemsettin Sami, Nabizade Nazım ve Muallim Naci'dir.

 

Yorumlar 

 
0 #4 ecrin 09-05-2012 20:58
krşılaştırma :sigh:
Alıntı
 
 
0 #3 zehir05 19-03-2012 22:37
:lol:
Alıntı
 
 
0 #2 yaaaaaaahhhhhhhooooo 23-12-2011 13:36
:cry: :cry: bunların karşılaşması yokmu ya
Alıntı
 
 
0 #1 hira 07-12-2011 17:09
ya bunların karşılaştırılma sı yokmu çok zor durumdayım lütfen yardımcı olun :cry:
Alıntı
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

SPONSORLU BAĞLANTILAR