ANLATIMIN ÖZELLİKLERİ


AÇIKLIK: Bir cümlenin ya da metnin kolayca anlaşılabilir olmasına açıklık denir. Açık metin, anlatıcının anlatmak istediğini eksiksiz ileten metindir. Açık olamayan bir anlatım, anlatıcının anlatmak istediklerinin ya hiç anlaşılmamasına ya da eksik ve yanlış anlaşılmasına neden olur. Bir cümleden, birbirinden farklı iki anlam çıkıyorsa ya da o cümle hiç anlaşılamıyorsa bunun nedeni, anlatıcının, açıklık ilkesine uymamasıdır.

Anlatıcı, anlatacağı durum ve olayın, betimleyeceği görüşün, sezginin, dile getireceği duygu ve düşüncenin okuyucunun zihninde açık ve net biçimde belirmesi için anlatımını dilin bilinen ve kabul edilen kurallarına uyarak düzenlemelidir.

 

 

DİKKAT: Anlatımın açık olmaması, anlatım bozukluğuna neden olur.

Anlatımını açıklık ilkesine bağlı kalarak oluşturmak isteyen bir anlatıcı, özellikle şunları yapmalıdır:

1.        Virgülün kullanım yerlerine dikkat etmelidir.

2.        Gerekli yerlerde tamlayan kullanmalıdır.

3.        Yanlış karşılaştırmalar yapmamalıdır.

4.        İletileri aktaracak sözcükleri doğru seçmeli ve bunları dilin bilinen ve kabul edilen kurallarına uygun şekilde bir araya getirmelidir.

1.        Virgülün kullanım yerlerine dikkat etmek: Virgülün kullanım yerlerinden biri “bir kelimenin kendisinden sonra gelen kelime veya kelime gruplarıyla yapı ve anlam bakımından bağlantısı olmadığını göstermek ve anlam karışıklığını önlemek”tir.

Aşağıdaki cümlede virgülün kullanılmaması, anlam karışıklığına neden olmuştur.

Genç saçlarına ak düşmemiş, şiirimize, hikayeciliğimize taptaze bir hava getiren isimlerdi bu saydıklarım.

Dünyada neler olup bittiğini böylesine iyi bilen, okuma, çalışma gücü yüksek, oldukça bilgili bu genç, insanın kullandığı sözcüklere, alışık olmadığımız yeni anlamlar kattığını görüyorum.

(Yukarıdaki cümlede virgülün yanlış kullanıldığı yeri gösteriniz.

Bu gece eğlenceleri içlerine sinmemişti. (Bu cümleyi açıklık olup olmadığını söyleyiniz.)

2.        Gerekli yerlerde tamlayan kullanmak: Bazı cümlelerde tamlayan durumundaki bir zamirin kullanılmaması, anlam karışıklığına neden olabilir. “Davranışlarını yanlış buluyorum.” cümlesinde böyle bir durum söz konusudur. (Belirtilen cümleden kaç farklı anlam çıkmaktadır? Açıklayınız.)

ÖRNEK SORULAR:

Aşağıdakilerin hangisinde anlam belirsizliğini gidermek için cümlenin başına şahıs zamiri getirmek gerekir?

A)      Adana’ya yerleştiklerini duydum.

B)       Yeni aldığın elbiseyi çok beğendim.

C)       Önerdiğin romanı henüz okumadım.

D)      Yarışmada birinci olduğuna sevindim.

E)       Sınava İstanbul’da girmek istiyor.

 

I.                     Teyzelerin dün sinemaya gittiler.

II.                   Çiçeklerine yazın bolca su vermelisin.

III.                 Ceketlerimizi dolaba astım.

IV.                 Kalemlerini başka kutuya yerleştirdi.

V.                   Evleri bize çok yakındır.

Yukarıdaki cümlelerin hangilerindeki altı çizili sözcüklerin aldığı ekler, onlara hem ikinci, hem de üçüncü tekil kişiye ait olma anlamı katmıştır?

3.        Yanlış karşılaştırmalar yapmak:

Sevgilim! Ben, şiiri senden çok seviyorum; keşke sen de benim kadar sevsen. (Bu cümleden kaç farklı anlam çıkmaktadır?)

4.        Sözcüklerin dil bilgisi ve anlam bilgisi bakımından doğru bağlamlar oluşturacak biçimde kullanılması, bir metnin anlaşılır olmasını sağlayan en önemli faktördür.

Aşağıdaki cümlelerde açıklık ilkesinden söz edilemez:

“Biz, gelecek olayların habersizi, inanmış davranışımız, o kadar bayağı olan gerçekle karşılaştığı vakit nasıl yıkılıyoruz, nasıl rezil oluyoruz.” (Demir Özlü, Bunaltı)

“Kendisinin esrarını aradığı bütün alem ve bütün alemin de esrarı arayan kendisi olduğunu bilen kaç babayiğidimiz var ki soruyorum. (Orhan Pamuk, Kara Kitap)

 

AKICILIK: Bir metnin kolay okunur olma niteliğine akıcılık denir. Bir metnin kolay okunur olması, o metinde  ses akışını bozacak, söylenmesi güç seslerin ve kelimelerin bulunmamasına ve anlatımda gereksiz tekrarlara başvurulmamasına bağlıdır.

Akıcı bir anlatıma sahip olmak isteyen bir anlatıcı, anlamı bilinmeyen, söylenişi güç sözcük ve terimleri kullanmaktan kaçınır; çok uzun ve karmaşık ifadelere başvurmaz, aynı ek ve sözcükleri tekrarlamaz.

 

DURULUK: Duruluk anlatımda gereksiz sözcük, söz grubu ve eklere yer verilmemesidir. Sözlü ve yazılı bir anlatımda cümleden herhangi bir sözcük çıkarıldığında cümlenin anlamında daralma olmuyorsa  o sözcük gereksiz kullanılmış demektir. Duru cümle, anlatılmak istenenleri en az sözcükle anlatan cümledir.

Sağlığım da sıhhatim de çok iyi. Gizli sırlarımı açıklama. Savcı, kumandanın kulağına alçak sesle bir şeyler fısıldadı. Muğla yöresindeki çıkan yangınlardan geriye, çırılçıplak ve simsiyah dağlar, tepeler kaldı.

YALINLIK: Anlatılmak istenenlerin sade, gösterişsiz ve süssüz ifadelerle dile getirilmesidir.

Yalın anlatımla oluşturulmuş metinlerde, anlatılmak istenenler, kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir; edebi sanatlara, özentili söyleyişlere başvurulmaz.

Yalınlık, özellikle öğretici metinlerin ve olay çevresinde gelişen edebi metinlerin anlatıcılarının uyması gereken bir anlatım niteliğidir. Olay çevresinde gelişen edebi metinlerde –dil her ne kadar şiirsel işlevde kullanılsa, bu metinler birer kurmaca metin olsa da – anlatıcının temel amacı, bir olayı anlatmak(roman, hikaye) ya da göstermektir (tiyatro). Böyle olduğu için anlatıcının sanatlı ifadelerden mümkün olduğunca kaçınması, anlatacaklarını kısa ve kesin cümlelerle anlatması gerekmektedir.

ÖZLÜLÜK (YOĞUNLUK): Duruluk ve yalınlıkla da ilişkili bir kavram olan özlülük, anlatılmak istenenlerin ayrıntılara fazla girilmeden anlatılmasıdır. Özlü anlatımda, az sözle çok şey anlatmak, esastır.

Atasözlerinde ve özdeyişlerde özlü bir anlatım vardır. Çünkü bunlar, az sözcük kullanılarak oluşturulmuş, derin anlamlar taşıyan, başka bir deyişle “işin özü”nü anlatan sözlerdir.

DOĞALLIK: Olağan olmak, anlatımda yapmacık olay ve söyleyişlerden kaçınmaktır. Bir anlatıcının anlatma eylemi sırasında okuyucuların  “Yok canım, daha neler! Hiç inandırıcı değil!”demesi anlatımın doğal olmadığının işaretidir. Doğal anlatım, “içten, olağan, beklenildiği gibi, her zamanki gibi, bunda bir gariplik yok” dedirten anlatımdır.

Doğal olmayan anlatıma örnek olarak, köy hayatının gerçeklerini dile getirmek isteyen bir romancının, eserinde köylüleri filozoflar gibi konuşturması gösterilebilir.

 

ÖZGÜNLÜK: Nitelikleri bakımından benzerlerinden ayrı ve üstün olma durumuna özgünlük denir.

Öyle yazarlar vardır ki o yazarların yazdıkları metinlerin altlarına imza atmalarına gerek yoktur. Çünkü onların yazıları gerek konuyu ele alış tarzları gerekse de bunları dile getiriş yöntemleri bakımından hemen kendini belli eder. Bu tür yazarlar kendilerine özgü olabilmiş, sıradanlıktan kurtulmuşlardır. Özgün anlatıma ulaşmanın, olmazsa olmaz iki koşulu vardır:

1.        Anlatımın ilk aşaması olan “buluş” aşamasında, benzerlerinden farklı ve üstün hayaller, düşünceler  üretmek.

2.        Bu hayal ve düşünceleri , ifade tarzlarının (soyut-somut, nesne-öznel, doğrudan-dolaylı) sunduğu olanaklardan yararlanarak farklı söz dizimleriyle anlatmak.

ETKİLEYİCİLİK: Etkileyici metinler, kişide algılayış ve davranış değişikliklerinin oluşmasını sağlar. Bazı metinleri okuduktan sonra okuyucuda şu düşünceler oluşabilir.

Bir kitap okudum, hayata bakış açım değişti. Artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Bugüne kadar görmediğim şeyleri görmemi ve yaşamı farklı algılamamı sağladı bu kitap.

Bu kitap beni uzun süre etkilemişti. Romandaki karakterler, çevremdeki kişilere o kadar benziyordu ki bir an için roman mı yoksa yaşadıklarım mı bir kurmaca diye düşünmüştüm.

Kişide bu tür düşüncelerin oluşmasını sağlayan metin, etkileyici bir metindir.

SÜRÜKLEYİCİLİK: Anlatımda merak duygusunun uyanık tutulmasına sürükleyicilik denir. Sürükleyici anlatımla oluşmuş metinler, okuyucuda “Acaba olaylar nasıl gelişecek, kitabın sonunu çok merak ediyorum.”gibi düşüncelerin oluşmasını; heyecan, ilgi ve dikkatin metin üzerinde yoğunlaşmasını sağlar. Metinin anlatımı, okuyucuyu sürükleyip götürür.

 

SAĞLAMLIK: Anlatımın dilbilgisi kurallarına uygun düzenlenmesi, kuralların doğru uygulanmasıdır. Ögeler arasında uyumsuzluk, öge eksikliği gibi durumlar “sağlamlığı” ortadan kaldırır.

Birbirimizin tarihini öğrenmeli, ders almalıyız.

Bazıları kimseye güvenmiyor, sevmiyor.

Otobüsün kapısı açılmadı; ama herkes hücum etti.

 

İNANDIRICILIK: Söylenenlerin mantık ve bilim açısından doğru olması, sağlam kanıtlara dayanması, güven uyandırmasıdır.

 

1.   Yazarımız betimlemelerin canlılığı ve etkileyiciliğiyle dikkat çekmekteydi. Bu etkiyi sağlayan, yazarın betimleme cümlelerinde eksik ya da fazla herhangi bir sözcüğün bulunmamasıydı. Kazara dizgide bir sözcük atlanmış olsa eksiklik anında fark edilirdi. Ya da fazlada bir bağlaç yer alsaydı, betimlenen varlığın özelliğinde bir değişiklik, farklılık sezilirdi. Zaman zaman da rastlardık bu tür aksamalara. Bu nedenle bu yazarımızın öykülerini dergimizde yayımlamadan önce titizlikle okur, dizgicimizi özellikle uyarır, kimi zaman da dizgi sırasında başında durur, yazdıklarını kontrol ederdim.

Parçada sözü edilen yazarın anlatım özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yalınlık          B)Açıklık C) Duruluk               D) Özlülük

E) Özgünlük

 

2.   Bu dönem yazarları, Fransız edebiyatından yaptıkları çeviri ve uyarlamalarla tanınır. Çünkü Batı’ya açılan Osmanlı Devleti, Avrupa’ya öğrenciler gönderir. Bu öğrenciler, yeni metin türlerini tanır; bu türlerde yazılmış eserleri dilimize aktarırlar. Kendi eserlerini yazabilmeleri için en az bir kuşaklık zamanın geçmesi gerekecektir. Yani bu dönem yazarların kendilerine özgü eserler verememesi doğal sayılmalıdır.

Metinde sözü edilen yazarlarda bulunmayan anlatım özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

A) Açıklık           B) Doğallık              C) Özgünlük   D) Yalınlık

E) Duruluk

 

3.   Rivayete göre Yunus Emre ile Mevlana görüşürler. Mevlana, Yunus Emre’ye Mesnevi’yi okur. Mesnevi’yi sonuna kadar dinleyen Yunus, “İyi söylemişsin de çok uzun olmuş.”der. Mevlana: “Sen olsaydın nasıl söylerdin?” deyince, Yunus şöyle der: “Ete kemiğe büründüm/ Yunus diye göründüm.”

Yunus Emre’nin söylemi anlatım ilkelerinden hangisiyle ilgilidir?

A) Açıklık           B) Duruluk               C) Yalınlık

D) Özlülük           E) Sağlamlık

 

4.   ….. Gerektiği yerde gerektiği kadar sözcük… Metinde anlam, tanımlamalarla, çağrıştırmalarla, örneklemelerle değil, tek başına kullanılan sözcüklerle ortaya konuyor. Her tutum, her davranış, her oldu, her nesne ayrıntılara inilmeden onu en iyi anlatan sözcükle veriliyor.

Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A)      Yazılarının sözcük örgüsü büyük bir değişkenlik gösteriyor.

B)       Değişik anlatım biçimleri kullanmaktan kaçınıyor.

C)       Yazılarında en az sözcükle en çok şeyi anlatma ilkesine bağlı kalıyor.

D)      Sözcükleri, temel anlamları kadar yan anlamlarıyla da kullanmaya çalışıyor.

E)       Söylediklerinin kolay anlaşılır olmasını istemiyor.

 

5.   Bu yazarın sözlerinde bir eğretilik var. Sanki, hiçbir söz kendisine ait değil. Duygularını, düşüncelerini yapmacıksız anlatamıyor, bu nedenle de okuyucuyu sarmıyor anlattıkları. Yazar, kendi cümleleriyle yazmayı küçümsüyor olsa gerek. Oysa, iyi bir anlatımda aranan en önemli özelliklerden biri de içten geldiği gibi, içte doğduğu gibi aktarma değil midir?" diyen bir eleştirmenin sözünü ettiği yazarın anlatımında bulduğu eksiklik nedir?

A)      etkililik

B)       yalınlık

C)       yoğunluk

D)      açıklık

E)       doğallık

 

6.   Şiirin çapraşık ve kat kat atkılarla dokunması, anlamın yok edilmesine yönelik değildir. Bu, nesnenin çok yönlülüğünü tek kumaş üzerinde toplayabilmek için yapılmış olabilir. Şair, anlamı ve imgeleri basamak sözcükler arasına çok iyi serpiştirdiği için, şiir bize çok karanlık ya da kapalıymış gibi gelebilir.

Parçada sözü edilen özellik, aşağıdakilerden hangisi ile adlandırılabilir?

A)      bütünlük

B)       etkililik

C)       yoğunluk

D)      yalınlık

E)       akıcılık

 

7.   Şiirlerim her sözcükte ille de şiir olduklarını bildirmezler. Hiçbir yorumu gerektirmezler. Ne bilmecedir, ne de tuzak. Sırları kolay çözülse bile güzellikleri kalır. Başka şiirleri çağrıştırmazlar. Sözcüklerin yerindeliği, dizelerin arılık ve kısalığı, bitmeyen bir söyleşi gibi sürüp gitmesini sağlar onların.

Bu parçada şair, şiirleriyle ilgili olarak aşağıdakilerin hangisinden söz etmemiştir?

A)      açıklığından

B)       duruluğundan

C)       özgünlüğünden

D)      akıcılığından

E)       yoğunluğundan

 

8.   Ömer Seyfettin'in öykülerindeki olaylar doğadaki olaylardan daha seçkin ve özeldir. Kendini göstermek istemediği halde hemen sezilir. İnsana: Bu, "Ömer Seyfettin'in kaleminden çıkmıştır." dedirtir. İşte onun sanatı!..

Bu parçaya göre, Ömer Seyfettin'in ağır basan niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

A)      yaratıcılık

B)       etkileyicilik

C)       çok yönlülük

D)      olağanüstülük

E)       özgünlük

 

9.   Yazarın bu son yapıtı, buzdağı gibi; asıl önemi, göründüğünden daha derinde olmasında yatıyor. Beklenmedik bir anda çarpıyor insanı, insanın düşüncesini tuzla buz ediyor.

Bu parçada sözü edilen yapıtta, aşağıdaki niteliklerden hangisi olmayabilir?

 

A)      düşündürücülük

B)       derinlik

C)       yoğunluk

D)      nesnellik

E)       etkileyicilik

 

10.           Bu köşedeki yazıları okuyup bitirdiğinizde, "Yazar ne demek istiyor?" diye, sormadan edemiyor insan. Oysa, bu tür yazılarda aranan ilk özellik, böyle bir soruyu sordurmamak olmalıdır. Okuyucu, bulanık ifadelerle yorulmamalı, anlatılmak isteneni kolayca kavramalıdır." diyen bir eleştirmenin sözünü ettiği yazılarda bulduğu eksiklik nedir?

A)      akıcılık

B)       sadelik

C)       açıklık

D)      özgünlük

E)       doğallık

 

11.           Melih Cevdet'in "Kolları Bağlı Odysseus" şiiri beni heyecanlandırdı, düşündürdü; ama rahat etmedim, edemedim bu şiirle. Etseydim belki o kadar çok okumazdım. Dizeleri, görüntüleri, istedikçe anımsardım. Oysa, bu şiirde bazı dizeler her okunuşta başka bir anlam kazanıyor. Her okuyuşumda ilk kez okumuş gibi oluyorum onları.

Bu sözleri söyleyen okur, sözünü ettiği şiirin özellikle hangi niteliğini vurgulamaktadır?

A)      akıcılık

B)       etkileyicilik

C)       yoğunluk

D)      doğallık

E)       içtenlik

 

12.           Edebiyat kültürünün ve edebiyat zevkinin en şaşmaz ölçütü, "edebiyatsızlık" tır. "Edebiyat" tan kaçınmak, "edebiyat" yapmamak; çıplak sözün sırrına ermiş bulunmak. İşte gerçek edebiyatın ana koşulu.

Yazarın gerçek edebiyatın ana koşulu saydığı özellik, aşağıdakilerden hangisiyle adlandırılabilir?

A)      bütünlük

B)       açıklık

C)       etkililik

D)      akıcılık

E)       yalınlık

 

13.           Hoşlandığım bir kitap oldu mu ondan söz ederim. Ayrıca, başkalarına da onu iletmek isterim. Bunu yaparken bir iletiye bağlanmadığım gibi, yargılarımın kesin ve şaşmaz olduğunu da ileri sürmem.

Kendisinden böyle söz eden bir eleştirmenin en belirgin niteliği, aşağıdakilerden hangisidir?

A)      nesnellik

B)       yüzeysellik

C)       öznellik

D)      tutarlılık

E)       doğallık

 

14.           Kimi şiirle tek bir yolculuğa çıkabilirsiniz, çıkabilirseniz eğer. Oysa, bu ozanın şiiri bir tek sözcükle bile okuru binlerce yolculuğa çıkartabiliyor. Kullandığı sözcükler, bizim sözcüklerimiz, ama o, onları kendi sesiyle söylemiş, kişiliğinin damgasını vurmuş sözcüklere.

Parçada sözü edilen ozanın şiirlerindeki en belirgin özellikler, aşağıdakilerin hangisidir?

A)      doğallık - özgünlük

B)        yalınlık - doğallık

C)        yoğunluk - özgünlük

D)      doğallık - yalınlık

E)       akıcılık – duruluk

 

15.           Bu yazarımız süslü, duygu yüklü bir anlatımdan kaçınıyor. Ayrıca yazılarını, uzun ve yöntemli incelemelerle derinleştirmemesi, anlatımının daha rahat izlenmesini ve daha kolay anlaşılmasını sağlıyor; ama bu tutumu, yazdıklarının "keten helvası" gibi tatlı yenen, fakat yiyeni çoğunlukla doyurmayan bir niteliğe bürünmesine de yol açıyor." diyen bir eleştirmenin sözünü ettiği yazılarda bulduğu eksiklik nedir?

A)      yalınlık    B) yoğunluk C) açıklık     D)Etkililik  A)akıcılık

{fcomment id=19}

Yorumlar   

+5 #1 Aynül 08-04-2018 12:21
Cevapları yok mu
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Joomla SEF URLs by Artio