Dede Korkut Hikâyeleri - Dirse Han Oğlu Boğaç Han Hikâyesi

DİRSE HAN OĞLU BOĞAÇ HAN DESTANINI BEYAN EDER

HANIM HEY

 

Bir  gün  Kam  Gan  oğlu  Han  Bayındır  yerinden  kalkmıştı. Şami (Bir cins çadır, bir çadır cinsi)   otağını yer  yüzüne  diktirmişti  Alaca  gölgeliği  gök  yüzüne yükselmişti.   Bin   yerde   ipek   halıcığı döşenmişti.   Hanlar   hanı Bayındır yılda bir kerre ziyafet verip Oğuz beylerini misafir ederdi.

Gene  ziyafet  tertip  edip  attan  aygır,  deveden  erkek  deve, koyundan  koç  kestirmişti.  Bir  yere  ak  otağ,  bir  yere  kızıl  otağ,  bir yere  kara  otağ kurdurmuştu.  Kimin  ki  oğlu  kızı yok,  kara  otağa kondurun, kara keçe altına döşeyin, kara koyun yahnisinden önüne getirin,  yerse  yesin,  yemezse  kalksın  gitsin  demiştir.  Oğlu  olanı ak otağa,  kızı olanı kızıl  otağa  kondurun,  oğlu  kızı olmayana  Allah Taala beddua etmiştir, biz de beddua ederiz, belli bilsin demiş idi.

Oğuz beyleri bir bir gelip toplanmağa başladı.

Meğer   Dirse   Han   derlerdi   bir   beyin   oğlu   kızı yok   idi.

Söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

 

Serin serin tan yelleri estiğinde

Sakallı boza çalan çayır kuşu öttüğünde

Sakalı uzun müezzin ezan okuduğunda

Büyük cins atlar sahibini görüp homurdandığında

Aklı karalı seçilen çağda

Göğsü güzel koca dağlara gün vuranca

Bey yiğitlerin kahramanların birbirine koyulduğu çağda

 

Sabahın ilk aydınlığında Dirse Han kalkarak yerinden doğrulup, kırk yiğidini beraberine alıp Bayındır Han'ın sohbetine geliyordu.

Bayındır Han'ın yiğitleri Dirse Han'ı karşıladılar. Getirip kara otağa    kondurdular.    Kara    keçe,    altına    döşediler.    Kara    koyun yahnisinden  önüne  getirdiler.  Bayındır  Han'dan  buyruk  böyledir

hanım,  dediler.  Dirse  Han  der:  Bayındır  Han  benim  ne  eksikliğimi gördü,  kılıcımdan  mı gördü.  soframdan  mı gördü,  benden  aşağı kimseleri  ak  otağa,  kızıl  otağa  kondurdu,  benim  suçum  ne  oldu  ki kara otağa kondurdu dedi. Dediler: Hanım, bugün Bayındır Han'dan buyruk  şöyledir ki oğlu kızı olmayana Tanrı Taala beddua etmiştir, biz  de  beddua  ederiz  demiştir  dediler.  Dirse  Han  yerinden  kalktı,

der: Kalkarak yiğitlerim yerinizden doğrulun, bu garaip bana ya bendendir ya hatundandır dedi.

Dirse  Han  evine  geldi.  Çağırıp (seslenip)  hatununa  söyler,  görelim  ne

söyler:

 

Deyiş

 

Der:

 

Beri gel başımın bahtı evimin tahtı

Evden çıkıp yürüyünce servi boylum

Topuğunda sarmaşınca kara saçlım

Kurulu yaya benzer çatma kaşlım

Çift badem sığmayan dar ağızlım

Kavunum  yemişim  düvleğim (Küçük kavun, güzel kokan küçük kavun,  şamama)  

Görüyor musun neler oldu

 

Kalkarak Han Bayındır yerinden doğrulmuş, bir yere ak otağ, bir  yere  kızıl  otağ,  bir  yere  kara  otağ diktirmiş,  oğulluyu  ak  otağa, kızlıyı kızıl  otağa,  oğlu  kızı olmayanı kara  otağa  kondurun,  kara keçe  altına  döşeyin,  kara  koyun  yahnisinden  önüne  getirin,  yerse yesin, yemezse kalksın gitsin, onun ki oğlu kızı olmaya Tanrı Taala ona   beddua   etmiştir,   biz   de   beddua   ederiz   demiş.   Ben   varınca gelerek   karşıladılar   kara   otağa   kondurdular,   kara   keçe   altıma döşediler,   kara   koyun   yahnisinden   önüme   getirdiler,   oğlu   kızı olmayana  Tanrı Taala  beddua  etmiştir,  biz  de  beddua  ederiz,  belli bil dediler: Senden midir, benden midir, Tanrı Taala bize bir topaç gibi oğul vermez nedendir, dedi, söyledi:

Der:

 

Han kızı yerimden kalkayım mı

Yakan ile boğazından tutayım mı

Kaba ökçemin altına atayım mı

Kara çelik öz kılıcımı elime alayım mı

Öz gövdenden başını keseyim mi

Can tatlılığını sana bildireyim mi

Alca kanını yer yüzüne dökeyim mi

Han kızı sebebi nedir söyle bana

Müthiş gazap ederim şimdi  sana

 

dedi.

 

Dirse Han'ın hatunu söylemiş, görelim ne söylemiş. Der: Hey Dirse  Han,  bana  gazap  etme,  incinip  acı sözler  söyleme,  yerinden kalk,  alaca  çadırını yer  yüzüne  diktir,  attan  aygır,  deveden  erkek deve, koyundan koç keş, İç Oğuz'un Dış Oğuz'un beylerini basma topla,  aç  görsen  doyur,  çıklak  görsen  donat,  borçluyu  borcundan kurlar, tepe gibi et yığ, göl gibi kımız sağdır, büyük ziyafet ver, dilek dile, olur ki bir ağzı dualının hayır duası ile Tanrı bize bir topaç gibi çocuk verir, dedi.

Dirse Han dişi ehlinin sözü ile büyük bir ziyafet verdi, dilek diledi.  Attan  aygır,  deveden  erkek  deve,  koyundan  koç  kestirdi.  İç Oğuz,  Dış Oğuz  beylerini  basma  topladı.  Aç  görse  doyurdu.  Çıplak görse  donattı.  Borçluyu  borcundan  kurtardı.  Tepe  gibi  et  yığdı,  göl gibi  kımız  sağdırdı.  El  kaldırdılar,  dilek  dilediler.  Bir  ağzı dualının hayır duası ile Allah Taala bir çocuk verdi. Hatunu hamile oldu. Bir nice müddetten sonra bir oğlan doğurdu. Oğlancığım dadılara verdi, baktırdı.

At  ayağı çabuk (yel gibi),  ozan  dili  çevik  olur.  Her  kemikli  gelişir,

kaburgalı büyür. Oğlan on beş yasma girdi. Oğlanın babası Bayındır Han'ın ordusuna karıştı.

Meğer hanım. Bayındır Han'ın bir boğası var idi, bir de erkek devesi var idi. O boğa sert taşa boynuz vursa un gibi öğütürdü. Bir yazın bir güzün boğa ile erkek deveyi savaştırırlardı. Bayındır Han kudretli Oğuz beyleri ile temaşa ederdi. seyreder eğlenirdi.

Meğer  sultanım,  gene  yazın  boğayı saraydan  çıkardılar.  Üç kişi  sağ yanından,  üç  kişi  sol  yanından  demir  zincir  ile  boğayı tutmuşlardı.    Gelip    meydanın    ortasında    koyuverdiler.    Meğer sultanım, Dirse Han'ın oğlancığı üç de kabile çocuğu meydanda aşık oynuyorlardı. Boğayı koyu verdiler; oğlancıklara kaç dediler.

O   üç   oğlan   kaçtı.   Dirse   Han'ın   oğlancığı kaçmadı.   ok meydanın ortasında baktı durdu. Boğa da oğlana sürdü geldi. Diledi ki  oğlanı helak  kılsın.  Oğlan  yumruğu  ile  boğanın  alnına  kıyasıya tutup vurdu. Boğa geri geri gitti. Boğa oğlana sürdü tekrar geldi. Oğlan  yine  boğanın  alnına  yumruğu  ile  sert  vurdu.  Oğlan  bu  sefer boğanın alnına yumruğunu dayadı, sürdü meydanın basma çıkardı. Boğa  ile  oğlan  bir  hamle  çekiştiler.  İki  kürek  kemiğinin  üstüne

boğanın  köpük  bağlandı.  Ne  oğlan  yener,  ne  boğa  yener.  Oğlan fikreyledi,  der:  Bir  dama  direk  vururlar,  o  dama  destek  olur, ben

bunun alnına niye destek oluyorum duruyorum dedi. Oğlan boğanın alnından   yumruğunu   giderdi,   yolundan   sövüldü.       Boğa   ayak üstünde duramadı, düştü tepesinin üstüne yıkıldı Oğlan bıçağına el attı.   boğanın   basını kesti.   Oğuz   beyleri   gelip   oğlanın   basma toplandılar,   aferin   dediler.   Dedem   Korkut   gelsin,   bu   oğlana   ad koysun,  beraberine  alıp  babasına  varsın,  babasından  oğlana  beylik istesin, taht alı versin dediler.

Çağırdılar.  Dedem  Korkut  gelir  oldu.  Oğlanı alıp  babasına vardı.  Dede  Korkut  oğlanın  babasına  söylemiş,  görelim  hanım  ne söylemiş:

 

 

Der:

 

Hey Dirse Han beylik ver bu oğlana

Taht ver erdemlidir

Boynu uzun büyük cins at ver bu oğlana

Biner olsun hünerlidir

Ağıllardan on bin koyun ver bu oğlana

Etlik olsun hünerlidir

Develerden kızıl deve ver bu oğlana

k taşıyıcı olsun hünerlidir

Altın başlı otağ ver bu oğlana

Gölge olsun erdemlidir

Omuzu kuşlu cübbe elbise ver bu oğlana.

Giyer olsun hünerlidir.

 

Bayındır  Han'ın  ak  meydanında  bu  oğlan  cenk  etmiştir,  bir boğa  öldürmüş senin  oğlun,  adı Boğaç  olsun,  adını ben  verdim yaşını Allah versin dedi. Dirse Han oğlana beylik verdi, taht verdi.

Oğlan tahta çıktı, babasının kırk yiğidini anmaz oldu. O kırk yiğit  haset  eylediler,  birbirine  söylediler  :  Gelin  oğlanı babasına çekiştirelim. olur ki öldürür, gene bizim izzetimiz hürmetimiz onun babasının yanında hoş olur, ziyade olur dediler.

Vardı bu  kırk  yiğidin  yirmisi  bir  yana.  yirmisi  de  bir  yana  oldu. Önce  yirmisi  vardı,  Dirse  Han'a  şu  haberi  getirdi,  der:  Görüyor musun Dirse Han neler oldu, murada maksuda ermesin, senin oğlun kötü  çıktı hayırsız  çıktı,  kırk  yiğidini  yanına  aldı,  kudretli  Oğuz'un üstüne  yürüyüş etti,  nerede  güzel  ortaya  çıktı ise  çekip  aldı,  ak sakallı ihtiyarın  ağzına  sövdü,  ak  bürçekli  kadının  sütunu  çekti, akan duru sulardan haber geçer, çapraz yatan Ala Dağ'dan haber aşar,  hanlar  hanı Bayındır'a  haber  varır,  Dirse  Han'ın  oğlu  böyle görülmemiş şey  yapmış derler,  gezdiğinden  öldüğün  daha  iyi  olur. Bayındır Han seni çağırır, sana müthiş gazap eyler, böyle oğul senin nene gerek, böyle oğul olmaktan olmamak daha iyidir, öldürsene dediler. Dirse Han varın getirin, öldüreyim, dedi.

Böyle  deyince  hanım,  o  namertlerin  yirmisi  daha  çıka  geldi

ve bir dedikodu onlar da getirdiler. Der: Kalkarak Dirse Han senin oğlun  yerinden  doğruldu,  göğsü  güzel  koca  dağa  ava  çıktı,  sen  var iken  av  avladı kuş kuşladı,  anasının  yanma  alıp  geldi,  al  şarabın keskininden  aldı içti.  anası ile  sohbet  eyledi,  babasına  kast  eyledi, senin oğlun kötü çıktı hayırsız çıktı, çapraz yatan Ala Dağ'dan haber geçer,  hanlar  hanı Bayındır'a  haber  varır,  Dirse  Han'ın  oğlu  böyle görülmemiş şey   yapmış derler,   seni   çağırtırlar,   Bayındır   Han'ın katında  sana  gazap  olur,  böyle  oğul  nene  gerek,  öldürsene  dediler. Dirse  Han  der:  Varın  getirin  öldüreyim,  böyle  oğul  bana  gerekmez, dedi.   Dirse   Han'ın   hizmetkarları der:   Biz   senin   oğlunu   nasıl getirelim, senin oğlun bizim sözümüzü dinlemez, bizim sözümüzle gelmez,   kalkıp   yerinden   doğrul,   yiğitlerini   okşa   beraberine   al, oğluna  uğra,  yanına  alıp  ava  çık,  kuş uçurup  av  avlayıp  oğlunu oklayıp   öldürmeğe   bak,   eğer   böyle   öldürmezsen   bir   türlü   daha öldüremezsin, belli bil dediler.

 

Deyiş

 

Serin serin tan yelleri estiğinde

Sakallı boza çalan çayır kuşu öttüğünde

Büyük cins atlar sahibim görüp homurdandığında

Sakalı uzun müezzin ezan okuduğunda

Aklı karalı seçilen çağda

Kudretli Oğuzun gelininin kızının bezendiği çağda

Göğsü güzel koca dağlara gün vurunca

Bey yiğitlerin kahramanların birbirine koyulduğu çağda

 

Sabahın  ilk  aydınlığında  Dirse  Han  yerinden  kalktı.  Oğlancığını yanına alıp kırk yiğidi beraberine aldı, ava çıktı.

Av avladılar, kuş kuşladılar. O kırk namerdin bir kaçı oğlanın yanına  geldi,  der:  Baban  dedi  geyikleri  kovalasın  getirsin  benim önümde tepelesin, oğlumun at koşturuşunu, kılıç çalışını, ok atışını göreyim,  sevineyim,  kıvanayım,  güveneyim  dedi,  dediler.  Oğlandır ne    bilsin,    geyiği    kovalıyordu,    getiriyordu.    babasının    önünde vuruyordu.   Babam   at   koşturuşuma   baksın   kıvansın,   ok   atışıma baksın  güvensin,  kılıç  çalışıma  baksın  sevinsin  diyordu.  O  kırk namertler  derler:  Dirse  Han,  görüyor  musun  oğlanı,  kırda  bayırda geyiği  kovalıyor  senin  önüne  getiriyor,  geyiğe  atarken  ok  ile  seni vurup öldürecek, oğlun seni öldürmeden sen oğlunu öldürmeğe bak dediler.

Oğlan geyiği kovalarken babasının önünden gelip gidiyordu. Dirse  Han  Korkut  sinirli  sert  yayını eline  aldı.  Üzengiye  kalkıp kuvvetle  çekti,  doğrultup  attı,  oğlanı iki  küreğinin  arasından  vurup çaktı, yıktı. Ok isabet etti, alca kanı fışkırdı koynu doldu, büyük cins atının    boynunu    kucakladı  yere    düştü.    Dirse    Han    istedi    ki oğlancığının üstüne gürleyip düştü. O kırk namert bırakmadı. Atının dizginim döndürdü, yurduna gelir oldu.

Dirse Han'ın hatunu oğlancığınım ilk avıdır diye attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kestirdi. Oğuz beylerine ziyafet vereyim  dedi.  Toparlanıp  yerinden  kalktı,  kırk  ince  kızı beraberine aldı,  Dirse  Han'a  karşı vardı.  Başını kaldırdı Dirse  Han'ın  yüzüne baktı.  Sağ ile  soluna  göz  gezdirdi,  oğlancığını görmedi.  Kara  bağrı sarsıldı,  bütün  yüreği  oynadı,  kara  süzme  gözleri  kan  yaş doldu. Çağırıp Dirse Han'a söyler, görelim hanım ne söyler:

 

Beri gel basımın bahtı evimin tahtı

Han babamın güveyisi

Kadın anamın sevgisi

Babamın anamın verdiği

Göz açıp da gördüğüm

Gönül verip sevdiğim

A Dirse Han

Kalkarak yerinden doğruldun

Yelesi kara cins atına sıçrayıp bindin

Göğsü güzel koca dağa ava çıktın

İki vardın bir geliyorsun yavrum hani

Karanlık gecede bulduğun oğul hani

Çıksın benim görür gözüm a Dirse Han yaman seğriyor

Keşlisin oğlanın emdiği süt damarım yaman sızlıyor

San yılan sokmadan akça temin kalkıp şişiyor

Yalnızca oğul görünmüyor bağrım yanıyor

Kuru kuru çaylara su saldım

Kara elbiseli dervişlere adaklar verdim

görsem doyurdum çıplak görsem donattım

Tepe gibi et yığdım göl gibi kımız sağdırdım

Dilek ile bir oğul zorla buldum

Yalnız oğul haberini a Dirse Han söyle bana

Karşı yatan Ala Dağdan bir oğul uçurdunsa söyle bana

Taşkın akan koşan sudan bir oğul akıttınsa söyle bana

Aslan ile kaplana bir oğul yedirdinse söyle bana

Kara   giyimli   azgın   dinli   kafirlere   bir   oğul   aldırdınsa   söyle bana

Han babamın katına ben varayım

Ağır hazine bol asker alayım

Azgın dinli kafire ben varayım

Paralanıp cins atımdan inmeyince

Yenim ile alca kanımı silmeyince

Kol but olup yer üstüne düşmeyince

Yalnız oğul yollarından dönmeyeyim

Yalnız oğul haberini a Dirse Han söyle bana

Kara başım kurban olsun bugün sana

 

dedi.  feryat  figan  eyledi  ağladı.  Böyle  deyince  Dirse  Han  hatununa cevap vermedi, o kırk namert karşı geldi, der: Oğlun sağdır esendir, avdadır,   bugün   yarın   nerde   ise   gelir,   korkma   kaygılanma,   bey

sarhoştur cevap veremez dediler.

Dirse  Han'ın  hatunu  çekildi  geri  döndü.  Dayanamadı,  kırk ince  kızı beraberine  aldı.  büyük  cins  ata  binip  oğlancığım  aramağa gitti.     Kışta  yazda  karı buzu  erimeyen  Kazılı Dağına  geldi  çıktı.

Alçaktan  yüce  yerlere  koşturup  çıktı.  Baktı gördü  bir  derenin  içine karga  kuzgun  iner  çıkar,  konar  kalkar.  Büyük  cins  atını ökçeledi,  o tarata yürüdü.

Meğer sultanım, oğlan orada yıkılmıştı. Karga kuzgun kan görüp oğlanın üstüne konmak isterdi. Oğlanın iki köpekceğîzi var idi. kargayı kuzgunu kovalardı, kondurmazdı. Oğlan orada yıkılınca boz atlı Hızır oğlana hazır oldu. üç defa yarasını eli île sıvazladı,

sana bu yaradan korkma oğlan ölüm yoktur, dağ çiçeği ananın sütü ile senin yarana merhemdir dedi, kayboldu.

Oğlanın anası oğlanın üstüne koşturup çıka geldi. Baktı gördü oğlancığı alca kana bulanmış yatıyor. Çağırarak oğlancığına söyler, görelim hanım ne söyler:

 

Der:

 

Kara süzme gözlerim uyku bürümüş artık

On iki kemikçiğin harap olmuş topla artık

Tanrının verdiği tatlı canın seyranda imiş yakala artık

Öz gövdende canın var ise oğul haber bana

Kara başım kurban olsun oğul sana

Akar senin suların

Kazılık Dağı Akar iken akmaz olsun

Biter senin otların

Kazılık Dağı Biter iken bitmez olsun

Koşar senin geyiklerin

Kazılık Dağı Koşar iken koşmaz olsun taş keşlisin

Ne bileyim oğul arslandan mı oldu

Yoksa kaplandan mı oldu ne bileyim oğul

Bu kazalar sana nereden geldi

O gövdende canın var ise oğul haber bana

Kara başım kurban olsun oğul sana

 

Ağız  dilden(ağızdan, dilden) bir kaç kelime haber bana

 

dedi.   Böyle   diyince   oğlanın   kulağına   ses   geldi.   Başını kaldırdı, ansızın gözünü açtı anasının yüzüne baktı. Söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

 

Der:

 

Beri gel ak sütunu emdiğim kadınım ana

Ak bürçekli izzetli canım ana

Akanlardan sularına beddua etme

Kazılık Dağının günahı yoktur

Bitenlerden otlarına. beddua etme

Kazılık Dağının suçu yoktur

Koşan geyiklerine beddua etme

Kazlık Dağının günahı yoktur

Arslan ile kaplanma beddua etme

Kazılık Dağının suçu yoktur

Beddua edersen babama et

Bu suç bu günah babamdandır

 

dedi. Oğlan yine der: Ana ağlama, bana bu yaradan ölüm yoktur korkma,  boz  atlı Hızır  bana  geldi,  üç  kerre  yaramı sıvazladı,  bu yaradan sana Ölüm yoktur, dağ çiçeği, ananın sütü sana merhemdir dedi.  Böyle  diyince  kırk  ince  kız  yayıldılar,  dağ çiçeği  topladılar. Oğlanın   anası memesin!   bir   sıktı sütü   gelmedi.   iki   sıktı sütü gelmedi,  üçüncüde  kendisini  zorladı,  iyice  doldu,  sıktı süt  ile  kan karışık  geldi.  Dağ çiçeği  ile  sütü  oğlanın  yaraşma  sürdüler.  Oğlanı ata  bindirdiler,  alarak  yurduna  gittiler.  Oğlanı hekimlere  emanet edip Dirse Han'dan sakladılar.

At  ayağı çabuk,  ozan  dili  çevik  olur.  Hanım,  oğlanın  kırk  günde

yarası iyileşti, sapa sağlam oldu. Oğlan ata biner kılıç kuşanır oldu, av  avlar  kuş kuşlar  oldu.  Dirse  Han'ın  haberi  yok,  oğlancığını öldü biliyor.

O    kırk    namertler    bunu    duydular,    ne    eyleyelim    diye konuştular.  Dirse  Han  eğer  oğlancığını görürse,  bırakmaz  bizi  hep öldürür   dediler.   Gelin   Dirse   Han'ı tutalım,   ok   ellerini   ardına bağlayalım,   kıl   sicim   ok   boynuna   takalım,   alıp   kafir   ellerine yönelelim diyerek. Dirse Han'ı tuttular. Ak ellerini ardına bağladılar, kıl sicim boynuna taktılar, ok etinden kan çıkıncaya kadar dövdüler. Dirse  Han  yayan,  bunlar  atlı yürüdüler,  alıp  kanlı kafir  ellerine yöneldiler. Dirse Han esir oldu gider. Dirse Han'ın esir olduğundan Oğuz beylerinin haberi yok.

Meğer    sultanım,     Dirse    Han'ın    hatunu   bunu    duymuş.

Oğlancığına karşı varıp söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

 

Der:

 

Görüyor musun ay oğul neler oldu

Sarp kayalar oynamadı yer oyuldu

 

yurtta düşman yok iken senin babanın üstüne düşman geldi, o kırk namertler  babanın  arkadaşları baban;  tuttular,  ak  ellerini  ardına bağladılar, kıl sicim ek boynuna taktılar, kendileri atlı babanı yayan yürüttüler,  alıp  kanlı kafir  ellerine  yöneldiler,  hanım  oğul  kalkarak yerinden doğrul, kırk yiğidim beraberine al, babanı o kırk namertten kurtar. yürü oğul. baban sona kıydı ise sen babana kıyma, dedi.

Oğlan  anasının  sözünü  kırmadı.  Boğaç  Bey  yerinden  kalktı,  kora çelik öz kılıcını beline kuşandı, ok kirişli sert yayını eline aldı, altın mızrağını koluna aldı, büyük cins atını tutturdu sıçrayıp bindi, kırk yiğidini beraberine aldı, babasının ardınca koşturup gitti.

O    namertler    de    bir    yerde    konmuşlardı,    al    şarabın keskininden  içiyorlardı.  Boğaç  Han  sürüp  yetişti.  O  kırk  namert  de bunu  gördüler.  Dediler:  Gelin  varalım  şu  yiğidi  tutup  getirelim, ikisini bir arada kafire yetiştirelim dediler. Dirse Han der:

Kırk yoldaşım aman

Tanrının birliğine yoktur güman (şüphe)

 

benim elimi çözün, kolca kopuzumu elime verin, o yiğidi döndüreyim, ister beni öldürün ister diriltin, bırakı verin dedi. Elini çözdüler,   kolca   kopuzunu   eline   verdiler.   Dirse   Han   oğlancığı olduğunu bilmedi, karşı geldi. Söyle, görelim hanım ne söyler:

Der:

Boynu uzun büyük cins atlar gider ise benim gider

Senin de içinde bineğin var ise söyle bana

Savaşmadan vuruşmadan alı vereyim dön geri

Ağıllardan on bin koyun gider ise benim gider

Senin de içinde etliğin var ise söyle bana

Savaşmadan vuruşmadan alı vereyim dön geri

Develerden kızıl deve gider ise benim gider

Senin de içinde k taşıyıcın var ise söyle bana

Savaşmadan vuruşmadan alı vereyim dön geri

Altın başlı otağlar gider ise benim gider

Senin de içinde odan var ise yiğit söyle bana

Savaşmadan vuruşmadan alı vereyim dön geri

Ak yüzlü ela gözlü gelinler gider ise benim gider

Senin de içinde nişanlın var ise yiğit söyle bana

Savaşmadan vuruşmadan alı vereyim dön geri

Ak sakallı ihtiyarlar gider ise benim gider

Senin de içinde ak sakallı baban var ise yiğit söyle bana

Savaşmadan vuruşmadan kurtarayım dön geri

Benim için geldin ise oğlancığımı öldürmüşüm

Yiğit sana günahı yok dön geri

 

dedi. Oğlan burada babasına söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:.

 

Boynu uzun büyük cins atlar senin gider

Benim de içinde bineğim var

Bırakmam(bırakacağım şey) yok kırk namerde   

Develerde kızıl deve senin gider

Benim de içinde yük taşıyıcım var

Bırakmam yok kırk namerde

Ağıllarda on bin koyun senin gider

Benim de içinde etliğim var

Bırakmam yok kırk namerde

Ak yüzlü ela gözlü gelin senin gider ise

Benim de içinde nişanlım var

Bırakmam yok kırk namerde

Altın başlı otağlar senin gider ise

Benim de içinde odam var

Bırakmam yok kırk namerde

Ak sakallı ihtiyarlar senin gider ise

Benim de içinde bir aklı şaşmış şuuru yitmiş ihtiyar babam var

Bırakmam yok kırk namerde

 

dedi. Kırk yiğidine tülbent salladı, el eyledi. Kırk yiğit büyük cins atım oynattı, oğlanın etrafına toplandı. Oğlan kırk yiğidini beraberine aldı, at tepti, cenk ve savaş etti. Kiminin boynunu vurdu, kimini esir eyledi. Babasını kurtardı, çekildi geri döndü. Dirse Han burada oğlancığının sağ olduğunu bildi. Hanlar hanı Bayındır oğlana beylik verdi, taht verdi, dedem

Korkut destan söyledi deyiş dedi, bu Oğuznameyi düzdü koştu, böyle dedi:

 

Onlar da bu dünyaya geldi geçti

Kervan gibi kondu göçtü

Onları da ecel aldı yer gizledi

Fani dünya yine kaldı

Gelimli gidimli dünya

Son ucu ölümlü dünya

 

Kara ölüm geldiğinde geçit versin. Sağlıkla, akılla devletini Hak artırsın. O övdüğüm yüce Tanrı dost olarak medet eriştirsin.

Dua edeyim hanım: Yerli kara dağların yıkılmasın. Gölgeli büyük ağacın kesilmesin Taşkın akan güzel suyun kurumasın.

Kanatlanın uçları kırılmasın. Koşar iken ak boz atın sendelemesin. Vuruşunca kara çelik öz kılıcın çentilmesin. Dürtüşürken alaca mızrağın utanmasın. Ak bürçekli ananın yeri cennet olsun. Ak sakallı babanın yeri cennet olsun. Hakkın yandırdığı çırağın yana dursun. Kadir Tanrı seni namerde muhtaç eylemesin hanım hey!...

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Joomla SEF URLs by Artio