REKLAM

10.Sınıf Tarih Kitabı Cevapları Sayfa 72

Soru: Barbaros Hayrettin Paşa’nın Osmanlı Denizciliğine Katkıları
Barbaros Hayrettin Paşa’nın Osmanlı Denizciliğine Katkıları

Cezayir Beyi Barbaros Hayreddin Paşa,1534 yılında İstanbul’a gelip Kaptan-ı Derya oldu. Osmanlı Devleti adına birçok savaşlara katılıp, birçok zaferler kazandı. Avrupalılar çocuklarını Barbaros geliyor diye korkutur hale geldiler. Barbaros Hayreddin Paşa zamanında Osmanlı denizciliği gücünün zirvesine ulaşmıştı, onun mektebinde yetişen değerli denizciler ve teşkilatlı tersane sayesinde bu güç varlığını bir süre daha devam ettirmiştir.


10.Sınıf Tarih Kitabı Cevapları Sayfa 73

Soru:Kızıldeniz ve Basra Körfezinin Portekizliler tarafından ablukaya alınmasının Osmanlı Devleti için önemi nedir?
Kızıldeniz ve Basra Körfezi ticaret ve hac yolu olduğu için Osmanlı Devleti için çok büyük önem arz ediyordu. Portekizlilerin bu iki yeri ablukaya alması, Osmanlı Devletinin ticaret ve hac yolu güvenliğini tehlikeye atıyordu.

Soru:Osmanlı Devleti’nin Fransa ile İttikfak Kurmasının Temel Nedeni Nedir?
Hristiyan dünyasını parçalamak.Aralarında birlik kurmalarına engel olmak.

Soru:Osmanlı Devleti’nin Şarlken’e Karşı İzlediği Politikanın Amaçları Nelerdir?
Şarlken Avrupa’da kendi egemenliği altında birleşmiş,Katolik bir imparatorluk kurmak istiyordu. Bu yüzden Osmanlı Devleti’nin Şarlken’e karşı izlediği politikanın en büyük amacı O’na Avrupada hristiyan birliğini kurdurmamaktı.

10.Sınıf tarih Kitabı Sayfa 74 Cevapları

7.ünite Hazırlanalım
Soru 1 : Hukuk Kurallarının Toplumsal Düzenin Sağlanmasındaki Etkileri Nedir ?

İnsanların bir arada, düzen içinde yaşayabilmeleri hukuku gerekli kılmıştır.
Toplumsal bir düzenin kurulabilmesi ve sağlıklı işleyebilmesi için, bireylerin birbirleriyle
olan ilişkileri veya toplumlar arasındaki ilişkileri düzenleyen bir hukuk düzeninin var olması
gereklidir. Bu noktadan hareket edersek hukuku, bireyler ve toplumlar arasındaki ilişkileri
düzenleyen ve uyulması devlet gücüyle yaptırıma bağlanmış olan kurallar bütünüdür
şeklinde tanımlayabiliriz.

Hukuk olgusu; çağdaş, demokratik toplumların olmazsa olmaz bir kurumudur. Çağdaş
toplumlarda din, dil, ırk, cinsiyet vs. ayrımı yapmaksızın bütün bireyleri eşit sayan hukuk
sistemi toplumsal düzenin sağlanmasında hayati bir öneme sahiptir. Hukuk, kişilerin birey
olmaktan kaynaklanan temel hak ve özgürlüklerini güvence altına almıştır. 20. yy’ın
ortalarında ortaya çıkan temel hak ve özgürlük anlayışı ancak çağdaş hukuk anlayışına sahip
devletlerde hayata geçme imkânı bulabilmiştir.

Günümüzde de demokratik anlayışa, insanın insanca yaşamına ve temel özgürlüklere
en fazla hizmet eden kurum olarak hukukun önemini ve gerekliliğini içtenlikle
benimsemeliyiz.

Hukuk kurallarının amacı, toplum halinde yaşayan insanların ilişkilerini düzenlemek,
onların rahat, huzur, güven, barış, eşitlik ve özgürlüğünü sağlamak, yani toplum hayatının
devamını mümkün kılmaktır. Bunun yanı sıra toplumun değişen ihtiyaçlarını karşılamak,
adaleti gerçekleştirmek ve ideal hukuka (olması gereken hukuk) ulaşmak hukukun diğer
amaçlarıdır.

Bu yüzden hukuk olmasaydı rahat,huzur, güven, barış olmaz, eşitlik ve özgürlük sağlanmaz, toplum
hayatının devamını sağlamak mümkün olmazdı.

Soru 2 : Teknolojik Gelişmelerin Askeri Yönden Devletlerin Güçlenmesine Katkıları Nelerdir ?

Teknolojinin gelişmesi insanoğlunun hayatını her alanda ciddi bir değişikliğe uğrattı.Dünyanın en gelişmiş medeniyetleri, güçlü olmalarını kritik konumlarına veya ellerinde bulunan teknolojilere borçludur. Gelişmiş teknolojisiyle üstün silahlara sahip ülkelerin gücüyle geri kalmış ülkelerin askeri gücü arasında uçurumlar oluşmuştur.Silah teknolojisinin gelişmesi bu teknolojiye sahip ülkelerin gücüne güç kattı.Teknolojinin gelişmesi, savaş kurallarını da değiştirdi. Artık çeşitli yelpazedeki teknolojik cihazlarla hedefler daha kolay imha edilebilirken, asker zaiyatı da en aza indirgenmeye başladı.

Ayrıca şuda çok önemli : Teknolojinin gelişmesiyle birlikte savunma sanayiinde bir ülkenin tek başına liderliğini sürdürmesi zorlaşırken, çokuluslu şirketler de giderek güçleniyor. Buna en iyi örnek ise savunma amaçlı üretiminde ihtiyaç duyduğlı bütün parçalan bir zamanlar kendisi üretebilen ABD ‘nin, artık bu konuda her geçen gün daha fazla dışa bağımlı hale gelmesidir.Yani silah üretecek gerekli teknolojin yoksa başka ülkelerin teknolojilerine muhtaç kalıyorsun.

10.Sınıf tarih Kitabı Sayfa 75 Cevapları

Canlandırmadan yararlanarak aşagıda verilen soruları cevaplandırınız.

Soru 1:Halkın Davalarına İlk Olarak Hangi Görevli Bakmaktadır?

Osmanlı Devleti’nde halkın davalarına İlk olarak kadı bakardı.

Görevleri

Osmanlılarda Kadılar
Belediye başkanlığı yaparlar.
Görevliler hakkında rapor düzenlerler .
Merkezden gelen emirleri duyurur.
Sözleşmeleri onaylar.
Kadı, en genel tarifle kaza yani yargı işlerine bakan görevliye verilen bir unvandır. Ahali arasında vuku bulan ihtilafların çözülmesi maksadıyla İslâmiyet’in ilk devirlerinden itibaren var olan bu müessese, Osmanlıların da ilk dönemlerinden itibaren varlığını göstermiştir. Osmanlılar’da kadı tayininde, ilk dönem İslâm devletlerindeki usullere riayet ederek, tanınmış kişileri kadılığa tayin etmişlerdir. Osmanlı Devleti’nde, beylik dönemlerinden itibaren fethedilen yerlere hukuku temsil etmek üzere bir kadı ve idareyi temsilen bir subaşı tayini yerleşmiş bir gelenekti. Osmanlı kadısının İslâm devletleri içinde özgün bir yeri ve konumu olup adliye ve mülkiye görevlisi idi. Kendisinden önce görev yapmış İslâm devletlerindeki meslektaşlarından çok daha geniş yetkilerle donatılmıştı. Şer‛î mahkemelerde şer‛î ve hukukî bütün meseleler Hanefî mezhebi üzerine çözümlenirdi. Aynı zamanda şer‛î mahkemelerden başka bir mahkeme de bulunmuyordu.
Şer‛î mahkemeler Osmanlı Devleti’nin başlangıcından itibaren medenî hukuk ve ceza davalarına bakmak salâhiyetine haiz idi. Her kaza merkezinde bir şeriat mahkemesi bulunuyor ve bunların başında birer kadı görev yapıyordu. Büyük kaza ve şehirlerde davalara bakmak için mahkeme binaları tahsis edilirken, bulunmayan yerlerde davalar kadının ikamet ettiği evde veya camide görülüyordu.
Kadıların görev süresi hakkında, İsmail Hakkı Uzunçarşılı 20 ay olduğunu belirtirken, Mustafa Akdağ bir yıl müddet-i örfî, bir yıl da uzatmalı olarak toplam iki yıl olduğunu söylemektedir. Kadıların görev süresi bazen daha kısa bazen de daha uzun olduğu gözlenmektedir.
Asli görevi, ahali arasındaki anlaşmazlıkları çözümlemek olan ve padişah beratı ile tayin olunan kadılar, sultanın emrettiği her hususta hüküm vermekle yetkili kılındıklarından idarî, malî, askerî, beledî gibi işlerle de meşgul olmaktaydılar. Böylelikle Osmanlı Devleti’nde yargı ve yürütme işleri birlikte yan yana yürütülmüştür.
Şer’iyye sicillerinde, sancak ve kaza kadılarının ne kadar geniş bir yetkiye sahip olduklarını, hemen hemen her konuda bir karar mercii ve sorumluluk sahibi olduğunu görmekteyiz. Halk arasında vuku bulan adlî davaların görülmesinin yanı sıra, örneğin; yaralama olaylarında suçlunun bulunarak cezalandırılması, katillerin yakalanması, öldürülen kişinin diyetinin tespiti ve alınması, vefat eden kişinin terekesinin tespit edilerek varislerine dağıtılması gibi hukuk alanında, cami ve mescitlerin imam ve hatip ve mütevelli tayini, kayyım, devirhan, müderris ataması, tekke, zâviye ve medrese gibi kurumların mütevellisinin ve diğer görevlilerinin tayini, vakıflarda zuhur eden mütevellilik anlaşmazlıklarının çözümü, sancağa atanan mutasarrıfın gelinceye kadar yerine vekilin göreve başlatılması ve bu işin takibi gibi idarî alanda, bulundukları sancak ve kazalarda zuhur eden eşkıya taifesinin takibi, yakalanması ve suçluların cezalandırılması, askerden kaçan ve mukabilinde eşkıyalık yapanları tespit ederek orduya teslim edilmesi, askeri seferler zamanında asker toplanması ve bunların isimlerinin tespiti, sefere çıkan asker için zahire temin edilmesi ve sefer için deve temini gibi askeri alanda, Avârız ve nüzül hanelerin tespit edilmesi ve bu vergilerin tahsili, imdâd-ı seferiyye ve imdâd-ı hazeriyye gibi vergilerin kaza, köy ve mahallelere taksimi ve toplanması, yine ayrıca sürsat ve beldar vergisi, arpa baha vergisi, ağnam rüsûmu gibi vergilerin tahsil edilmesi, çarşı ve pazarda satılan malların fiyatının belirlenmesi ve fahiş fiyata satılmasını engelleme, işletilmesi gereken toprak ve arazilerin timar tevcihi, tedavülde bulunan paraların kur ayarının takibi ve bunda olabilecek yolsuzlukları engelleme gibi mâlî alanda daha pek çok sayabileceğimiz hususta görev ve sorumlulukları olmuştur.
Maaş ve Haraç

Kadıların maaşları rütbelerine ve görev yaptıkları yerlere göre değişiklik arz ediyordu. Kasaba kadılıkları, sınıflarına göre 45 akçe ile 150 akçe arasında gündelikleri farklılık gösteren kadılar tarafından idare ediliyorlardı. Sancak ve eyalet merkezi olan şehirlerdeki kadılıklar ise mevleviyet sureti ile tevcih ediliyordu. Mevleviyet de iki çeşit olup, 300 akçeli sancak ve bazı eyalet merkezleri, 500 akçeli önemli vilayetlerin kadılıkları idi.
Kadılar yevmiyelerinin haricinde kurulan her mahkemede taraflardan ve devlete toplanan vergilerden kâtibiyye, muhzıriyye, harc-ı mahkeme, harc-ı bâb, hüddâmiye, çukadara hizmet adı altında, sicillerde de pek çok geçtiği gibi ücretler tahsis etmişlerdir. Bu toplanan paralar mahkemede vazife yapan kâtip, muhzır, çukadar, hademe gibi görevlilere maaş olarak veriliyordu. Örneğin, yıllara göre farklılık arz ederek kâtibiyye ücreti 5 ile 15 guruş, muhzıriyye 2 ile 10 guruş, hüddâmiye 5 ile 25 guruş, harc-ı mahkeme 25 ile 355 guruş olmuştur.
Yukarıda saydığımız resmî masrafların haricinde, bazı kadılar oluyordu ki mahkemeye gelen davacı ve davalılardan hüccet-i şer‛iyye, mürâsale akçesi, (yüksek miktarda) mahkeme harcı adı altında fazladan ve haksız yere paralar talep ediliyordu. Nitekim böyle yollara tavassut eden Uluborlu kadısı İsmail Efendi’nin derhal muhakeme edilmesi ve yapılan haksızlık ve zulmün giderilmesi Anadolu valisinin buyruldusu ile emredilmiştir. Neticede yapılan muhakemede, alınan akçelerin geriye iadesi sağlanmıştır.
Kadılık rütbelerinin her birisi derecelerine gore akçe hesabıyla maaşları şu şekile tespit edilmiştir:
Rütbe-i ûla: 10000
Karib-i ûlâ: 9000
Rütbe-i saniye: 8000
Rütbe-i sâlise: 6000
Rütbe-i inebahtı: 5000
Rütbe-i Eğri: 4000
Rütbe-i çelebi: 3500
Rütbe-i çinad: 3000
Son Dönem

Osmanlı Devleti’nde kadılık 1839 Gülhane Fermanı’nın kabulu ile yavaş yavaş tarih sahnesinde yerini nizami mahkemelere bırakmaya başlamış ve nihayetinde 1924 yılında kabul edilen 169 sayılı Mehakimi Şer’iyenin İlgasına ve Mehakim Teşkilatına Ait Ahkamı Muaddil Kanun ile tamamen kaldırılmıştır.

Soru 2:Halkın devletin en yüksek makamına rahatlıkla çıkıp sıkıntılarını anlatması Osmanlı hukuk sisteminin hangi özelliğini ortaya koymaktadır.

Adalet.
Adalet kavramını, bir devletin vatandaşlarının devlet görevlileri ya da diğer kişilerden
gelebilecek haksız uygulamalara karşı en hızlı ve etkin biçimde korunması olarak kısaca ifade
edebiliriz. Adalet, vatandaşın devletine olan güven ve bağlılığını arttıran en önemli
unsurlardan biri, belki de birincisidir. Zira sürekli haksızlığa uğranılan ve buna karşın
suçluların etkin bir şekilde cezalandırılmadığı bir devlette, vatandaşların huzur ve
mutluluğundan söz edilemez. Adalet kavramı, yalnızca suçluların cezalandırılması olarak
değil, aynı zamanda her türlü haksızlığın önlenmesi şeklinde geniş anlaşılmalıdır. Özellikle
de, farklı etnik kimlikleri bir arada bulunduran devletlerin adaletin sağlanması konusuna daha
çok önem vermeleri, devletin devamlılığı adına, bir zorunluluktur. Bu açıdan bakıldığında,
Osmanlı ve Roma Devletlerinin uzun ömürlü olmaları adaletli olmalarına bağlanabilir.
Osmanlı, adalet kavramı üzerine kurulmuş bir devletti.
Osmanlı, reayaya yani köylüye karşı dikkatli olan
bir anlayışı yansıtmaktadır. Bu dikkatin, bu özenin temelinde adil olmak, dinin emrettiği biçimde herkese hak ettiğini vermek ve halkı buna razı etmek
amacı yatmaktadır. Kuşkusuz bu uygulama kaynağını ve müeyyidesini dini
kurallardan almaktadır

Soru 3:Kazaskerin Adalet Sistemindeki Görevleri Nelerdir ?
Kazasker Osmanlı Devleti yapısında idari bir görev olup, kelime anlamı Kadı ve Asker kelimelerinin birleşmesinden oluşmaktadır. Kazaskerlerin kıyafeti ilmiye kıyafeti olup, bu mesleğin en yüksek mertebelerinden biridir. Kazaskerler Divan-ı Hümayun’un tabiî azasıydı. Şeyhülislamlar divanda bulununcaya kadar divandaki şeri meseleler, kazaskerler tarafından hallolunurdu. Divan toplantılarında veziriazamın sağında vezirler solunda da kadıaskerler yer almaktaydı.

Kazasker 1480 tarihine kadar bir tane iken, bu tarihten sonra Rumeli ve Anadolu kazaskerlikleri ismiyle ikiye ayrılmıştır. Rumeli kazaskerliği rütbe olarak daha yüksektir.

Kazaskerler, 16. yüzyılın ikinci yarısına kadar müderris ve kadıların tayininde vezir-i azamlara arz ve delalette bulunurken, sonraları bu görev şeyhülislamlara verilmiştir. Muayyen maaşlı müderris ile kaza kadılarının tayinleri ise kazaskere bırakılmıştır.

Kazaskerlerin tayinleri, 17. yüzyıla kadar veziriazamların padişahlara arzı ile yapılırdı. Şeyhülislamlar bu tarihten itibaren vezir-i azamların onayıyla, kazaskerlerin tayinlerini padişaha arz etmeye başlamıştır. Kazaskerlerin görev süreleri iki yıl iken, 17. yüzyıldan sonra bir yıl olmuştur. Buna ek olarak, kazasker olan biri aynı makama tekrar tayin edilebilirdi. Kazaskerlik Osmanlı Devleti’nin sonuna kadar devam etmiştir. Ayrıca kazaskerlere bağlı kadılar olağanüstü durumlarda avarız adı verilen vegileri toplamakla da yükümlüdür.

kazaskerlik 1480 yılına kadar sadece anadolu da bulunurdurdu bu tarihten itibaren rumeli ve anadolu olmak üzere 2 ayrı yerde kazaskerlik kurulmuştur . görevi divanda şer-i meselere bakarldı örfi meselelere ise nişancı ve vezirler bakarlardı. Yavuz Sultan Selim doğu seferinden sonra ise merkezi diyabakır olan 3. bir kazaskerlik oluşturulmuş ve doğu vilayetlerinin kontolü saglanmak istenmiştir ama daha sonra tekrar lav edılmış ve kazaskerlik 2 ye düşürlmüştür.

Soru 4:Halkın karşılaştığı sorunlarda Osmanlı Devleti’nin en yüksek makamının üstlendiği görev nedir?

Kadının verdiği kararları bozmak.Adil olmak, dinin emrettiği biçimde herkese hak ettiğini vermek ve halkı buna razı etmek .Kuşkusuz bu uygulama kaynağını ve müeyyidesini dini kurallardan almaktadır.

 

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Joomla SEF URLs by Artio