Türk Edebiyatı Eser Yazar Sözlüğü

Sözlükte ara
Şununla başlayan Şunu içeren Mutlak ifade
Terim Tanım
Zühre Ninem
YAZARI:Kemal Bilbaşar
TÜRÜ:Roman

 

Zübük
YAZARI:Aziz Nesin
TÜRÜ:Roman

 

Zoraki Tabip
YAZARI:Ahmet Vefik Paşa
TÜRÜ:Çeviri / Moliere

 

Zoraki Diplomat
YAZARI:Yakup Kadri
TÜRÜ:Anı

 

Zor Zamanda Konuşmak
YAZARI:İsmet özel
TÜRÜ:Deneme, söyleşi, me'ktup

 

Zor Nikahı
YAZARI:Ahmet Vefik Paşa
TÜRÜ:Çeviri / Moliere

 

Ziya'ya Mektuplar
YAZARI:Cahit Sıtkı Tarancı
TÜRÜ:Mektup

 

Zindandan Mehmed'e Mektup
YAZARI:Necip Fazıl Kısakürek
TÜRÜ:Şiir, kitap değil

 

Zindan Duvarları
YAZARI:Faruk Nafiz Çamlıbel
TÜRÜ:Şiir

 

Zilli Zarife
YAZARI: Haldun Taner
TÜRÜ: TİYATRO
Zıkkımın Kökü
YAZARI: Muzaffer İzgü
TÜRÜ: ROMAN
Zeytindağı
YAZARI: Falih Rıfkı Atay
TÜRÜ: Anı

Zeytindağı, Falih Rıfkı Atay'ın yedeksubay olarak katıldığı I.Dünya Savaşı anı ve izlenimlerinden oluşan ve Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşta içine düştüğü durumu ortaya koyan eseri.

Falih Rıfkı Atay bu kitabında Osmanlı saltanatının son günlerinden Türkiye'nin ilk günlerine kadarki bir zaman dilimi anlatılmaktadır. Yazar bir görev sebebiyle Cemal Paşa’ın karargahına yani Zeytindağı’na gitmiştir. Burada yaşamış olduğu olayları ve anılarını bulunduğu tarihin önemli olaylarını da içine alacak şekilde anlatmıştır. I. Dünya Savaşı başladığında Falih Rıfkı Atay yedek subay olarak orduya alınır ve Cemal Paşa’nın karargahına tayin olur. Cemal Paşa ile ilk ilişkileri de burada gelişir.

Kitabın ilk bölümlerinde İttihat ve Terakki Cemiyeti’nden söz edilmiştir. İttihat ve Terakki Cemiyeti içerisinde Cemal Paşa, Talat Paşa ve Enver Paşa en önemli simalardır. Cemal Paşa, gençlik ve yenilik akımı içinde hatırı sayılır, anlamadığı işi ehline bırakan ve güvendiği kimseye her türlü yardımı yapmak meziyeti ile tanınmaktadır. Enver ve Talat Paşa’lar ise tutucu bir kişilik sergilemektedirler. Enver Paşa’nın Turancılık fikirleri güçlüdür. Falih Rıfkı Atay, Enver Paşa’nın bu fikirlerini benimsememekte ve Enver Paşa’yı diktatör olarak nitelemektedir. Türkiye’nin kurtuluşunun Enver Paşa gibilerden kurtulmakla mümkün olduğu düşüncesindedir. İttihat ve Terakki Cemiyeti kendi içerisinde bölünmüş bir yapı sergilemektedir. Bir birlik ve beraberlik söz konusu değildir. Her liderin bir grubu vardır. Falih Rıfkı Atay da Cemal Paşa'nın adamı damgasını taşımaktadır. Falih Rıfkı Atay, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin bu yönünü yani fikir birliğinin bulunmayışını eleştirmektedir. Çünkü yaşanılan bunalımdan kurtuluş ancak birlik ve beraberlikle mümkündür.

Buna rağmen bilinçsiz yaklaşımlar, kişisel hesaplaşmalar İttihat ve Terakki Cemiyeti'ni kendi kendisiyle uğraşan bir duruma düşürmüştür. Falih Rıfkı Atay, Cemal Paşa ile beraber çalışmaya başladıktan sonra, olayları daha açık ve net bir şekilde görebilmektedir. Bir dönem, bir imparatorluk yok olmaktadır. Yazar bunu sezinleyebilmektedir. Suriye, Filistin ve Hicaz’da yaşamış oldukları bir devrin çöküşünü gözler önüne sermektedir.

Falih Rıfkı Atay Osmanlı İmparatorluğu’nun bir kukla devlet olduğunu söylemektedir. Örneğin şöyle bir olay anlatılmakta;

"Mahmut Şevket Paşa’yı öldüren Kavaklı Mustafa, memleketten kaçmaya muvaffak olmuştu. Bir Rus vapuruna binmişti. Fakat Osmanlının Rus sancağı taşıyan bir vapurdan bir kişiyi almaya hakkı yoktu. Bunun üzerine bir Osmanlı hükümeti görevlisi, Kavaklı Mustafa’yı gemiden kaçırır ve boğdurur. Bu olayı haber alan Ruslar, Kavaklı Mustafa’yı kaçıran zatı görevden aldırır ve bundan böyle devlet hizmetinde kullanılmamasını isterler ve istedikleri de olur."

Osmanlı İmparatorluğu, ümmetçilik fikri sebebiyle üç kıtada egemen olmuş, bu coğrafyanın büyük bir kısmını Arapların yaşadıkları ülkeler kapsamaktaydı. Kudüs, Şam, Filistin, Hicaz gibi. Osmanlı sadece coğrafyada büyüyebilmişti. Çünkü, bu kazanılan toprakların hiçbirinin kültürlerine, dillerine, ticaretlerine ve mal mülk, para ile ilgili şeylere egemen olunamamıştı. Ne hazindir ki Osmanlı, Arapları Türkleştireceğine oradaki Türkler Araplaşmıştır.

"Bu kıtaları ne sömürgeleştirmiş, ne de vatanlaştırmıştık." Osmanlı İmparatorluğu buralarda, ücretsiz tarla ve sokak bekçisi idi. Eğer, medrese ve şuursuzluk devam etmiş olsaydı, Araplığın Anadolu içlerine kadar gireceğine şüphe yoktu. Osmanlı Emperyalizmi şu ana fikir üstünde kurulmuş bir hayal idi: "Türk milleti kendi başına devlet yapamaz!"

Osmanlı, Arap topraklarını alarak oraları bir bakıma imar ediyordu. Çünkü, Arap şeyhleri arasındaki kanlı savaşlar sonucunda Arap halkı mağdur oluyor ve maddi olarak da çöküntüye uğruyordu. Osmanlı geldiğinde ise bu şeyhleri uzlaştırıp sükuneti sağlıyor ve onlara belirli imtiyazlar veriyordu. Bir bakıma Osmanlı onlar için bir kurtuluş gibiydi. Buna rağmen Osmanlının güçsüz duruma düşmesini fırsat bilip Araplar hemen İngilizlerle, Fransızlarla anlaşmışlar ve Osmanlı’yı arkadan vurmuşlardır. Osmanlı’ya karşı görünüşte bağımlı olan Araplar her zaman kendi halifeliklerini istiyordu. Müslüman Araplar arasında Arap Halifeliği hükümeti peşinde olanlar vardı ve I. Dünya Savaşı çıktığında bu düşüncelerini gerçekleştirmek için ve İngilizlerin vereceklerini söz verdikleri ayrıcalıklardan dolayı Osmanlı’ya ihanet etmişlerdi.

Osmanlı İmparatorluğu'nun Araplara vermiş olduğu haklar, onların küçük bir anlaşmazlıkta bile isyan etmelerini sağlıyordu. Cemal Paşa zamanında çıkmış olan bir kanun ile komutanlara eğer vatan müdafaası için zaruri görülürse idam hükümlerini yerine getirmesi yetkisi verilmişti. Yani isyanlar artık kanla bastırılıyordu. Cemal Paşa'nın bir amacı da Suriye’yi Osmanlılaştırmaktır. Bu düşüncesini gerçekleştirmek için Suriye'de Halide Hanım'la birlikte modern okullar açtırmıştır. Bunun yanında bir de göç ettirilen Ermenileri, Lübnan ve Suriye içlerine dağıtarak güçlenen Arap Milliyetçiliğine karşı bir güvence olarak kullanıyordu. Hatta Ermenileri güçlendirmek için ev ve toprak bile verilmiştir.

Falih Rıfkı Atay, Arapları anlatırken din sömürüsü konusuna da değinmiş, ona göre din sömürüsü bütün dinler için geçerlidir.

"Medine dini mallaştırmış ve maddeleştirmiş bir Asya pazarıdır. Kudüs dini oyunlaştırmış bir Garp tiyatrosudur".

Araplar çok fakirdir, kendi ülkelerinde; ata topraklarında hizmetçi konumuna düşmüşlerdir. Üzümü Arap gündelikçi sıkar ve şarabını semiz Yahudi içer. Filistin ikiye ayrılmıştır. Eski Filistin Arapların, yani hizmetçilerin; yeni Filistin ise tüm güzelliği ve ihtişamıyla Yahudilerin. Din satışa sunulmaktadır. Hac dönemlerinde Araplar da Yahudiler de büyük kazanç elde etmek peşindedirler.

Osmanlı İmparatorluğu'nun Almanlarla beraber savaşa girmesinin en büyük nedeni İttihat ve Terakki Cemiyeti yöneticilerinden Enver Paşa’nın bir Alman hayranı olmasından kaynaklanıyordu. I. Dünya Savaşısonucunda Tuna yukarısındaki iki imparatorluk, Akdeniz kıyısındaki bir imparatorluk ve Tuna kenarındaki bir krallık devrilmek üzereydi. Suriye ve Filistin’de Almanların durduramadığı İngiliz saldırıları yine bir Türk, fakat bu sefer öz bir kumandan, Mustafa Kemal tarafından Halep aşağısında tutulmuştur. Mustafa Kemal'in orada seçtiği savunma hattı, Misak-ı millî’deki Türkiye sınırıdır.

Cemal Paşa’nın yerine, Suriye’deki orduların başına getirilen Alman Erich von Falkenhayn da bozgunu durduramaz ve Kudüs İngilizlerin eline geçer. Artık yalnız Anadolu ve İstanbul düşünülür. İmparatorluğa ve onun rüyalarına "Allahaısmarladık!" denir. Artık Şam'dan ayrılmak zamanı gelmiştir. Filistin bozgunundan sonra, özel bir trenle İstanbul'a dönerken, ancak o zaman, Cemal Paşa, Anadolu'nun fakir topraklarına bakarak: "Keşke buralarda vazife almış olsaydım" diye düşünmektedir.

Cemal Paşa'ya sorulan:

Paşam bu harbe niçin girdik? sorusuna,

Aylık vermek için! Hazine tamtakırdı. Para bulabilmek için ya bir tarafa boyun eğmeli, ya öbür tarafla birleşmeli idik. cevabı, anlayabilenler için çok ilginç ve hüzünlüdür.

İlim, ihtisas ve tecrübe sahibi Mustafa Kemal, vatan ve istiklal düşüncesiyle milletin nesi var nesi yoksa yüzde kırkını vatan savunması için vermesi gerektiği düşüncesindedir. Sakarya, Dumlupınar, İzmir ve Lozan... hepsi böyle ödenmiştir.

 Kaynak: Vikipedi

Zeytin Dağı
YAZARI:Falih Rıfkı Atay
TÜRÜ:Anı

 

Zeyno'nun Oğlu
YAZARI:Halide Edip Adıvar
TÜRÜ:Roman

 

Zeyl-i Siyer-i Veysî
YAZARI:Nâbî
TÜRÜ:Mensur Eser

 

comments powered by Disqus
Joomla SEF URLs by Artio