Deyimler Sözlüğü
| Term | Definition |
|---|---|
| Aba altından sopa / değnek göstermek | Üstü kapalı, imâlı sözlerle korkutmak, tehdit etmek. “Odanızı toplamazsanız olacaklara karışmam diyerek aba altından değnek gösteriyordu.” |
| Aba vakti yaba, yaba vakti aba | Kişinin ihtiyaçlarını mevsiminden, sezonundan, vaktinden önce ucu olduğu zamanda karşılaması. |
| Abacı, kebeci, ara yerde sen neci? | Olay ve konu hakkında yeterliliği, yetkisi olmayan kişiler için “Sen neden karışıyorsun?” anlamında kullanılır. |
| Abayı yakmak | Bir kimseye gönlünü kaptırmak. “Bizim oğlan komşu kızına abayı yakmış.” |
| Abbas yolcu | 1) Yolculuğa çıkmaya kararlı. 2) ölmek üzere olan kimse için şaka yollu söylenir. |
| Abdestinden şüphesi olmamak | Kötü bir iş yapmadığına emin olmak. |
| Abes kaçmak (söz) | Söylenilen sözün ortama, konuya uygun olmaması. “İş toplantısında akşamki maçtan bahsetmesi abes kaçtı.” |
| Abesle iştigal etmek | Yersiz, yararsız, boş ve anlamsız şeylerle vakit geçirmek. |
| Abuk sabuk konuşmak | Düşünmeden, birbiriyle ilgisi olmayan, tutarsız, saçma sapan söz söylemek. “Yeter artık, abuk sabuk konuşmalarına daha fazla dayanamayacağım.” |
| Abur cubur | Yararlı olup olmadığı düşünülmeksizin rast gele yenen, yemek yerini tutmayan yiyecekler. “Çocukların karnını ne diye abur cuburla dolduruyorsun?” |
| Aç acına | Aç olarak, hiçbir şey yemeden. “Bu iş aç acına yapılmaz.” |
| Aç susuz kalmak | Çok yoksul bir duruma düşmek, fakirlikten yaşayamaz hâle gelmek. “Afrika kıtasının pek çok insanı aç susuz kalmış durumda.” |
| Aceleye getirmek (dara getirmek) | 1) Bir işi gerektiği gibi yapmayıp, zaman darlığından yararlanarak birini aldatmak. “Tezgâhtar aceleye getirerek gömleğin defolusunu vermiş.” 2) Zaman darlığı sebebiyle gereken özeni göstermemek. “Yazın hiç de güzel değil, aceleye getirmişsin.” |
| Acemi çaylak | Toy, tecrübesiz, beceriksiz. “Acemi çaylağa bak hele! Sen mi tamir edeceksin o saati?” |
| Acı çekmek /duymak | 1) Bedensel ağrı, sızı duymak. “Kazadan sonra çok acı çekti.” 2) Üzülmek, üzüntü içinde kalmak. “Eşini kaybedeli on yıl oldu ama o hâlâ acı çekiyor.” |